Rüzgârın İllüzyonundan Adımların Yankısına: Hareket, İrade ve Berrak Eylemsizlik
Suyun Yüzeyindeki Yanılsama ve Nedenler Ağı Kendimi bildim bileli, belli bir kuvvetin etkisiyle sürüklenen cisimleri bir köşeye çekilip uzun uzun izlemeyi severim. Çocukluğumdan kalma bir alışkanlıktır bu; nesnelerin katı gerçekliğine çarpmadan önce, hareketin ardındaki gizli koreografiyi çözmeye çalışmak... Yağmur sonrası sokakta birikmiş çamurlu bir suyun üzerinde usulca kayan çelimsiz bir dal parçasını, içinde kürekçilerin ter döktüğü bir kayığa benzetirdim. Sert bir sonbahar poyrazının havada savurduğu şeffaf bir naylon poşetin sersemce çırpınışlarında telaşlı bir yaban arısının ya da yolunu kaybetmiş bir sineğin telaşını görürdüm. Gökyüzünde ağır ağır alçalan bir martı tüyü, benim gözümde avına kilitlenmiş bir kartalın süzülüşünden farksızdı. Zihnim o yaşlarda bile bu cisimlerin cansız olduğunu ayırt ederken daima arkalarındaki güç kaynağını hesaba katıyordu. Akıntıyı keserseniz dal dururdu; rüzgâr dindiğinde poşet çamura yapışırdı. Canlıları ise bambaşka bir dokunulmazlı...