Kayıtlar

Büyük dil Modelleri ve Su Krizi

Resim
        Büyük dil modelleri üzerine yürütülen tartışmalar genellikle hız, doğruluk ve yaratıcılık ekseninde ilerliyor. Oysa bu teknolojinin ardında, çoğu zaman görünmez kılınan maddi bir altyapı yer almaktadır: veri merkezleri ve onların yoğun su tüketimi . Yapay zekâ sistemlerinin eğitimi ve çalıştırılması sırasında oluşan ısıyı dengelemek için kullanılan soğutma sistemleri , ciddi miktarda suya ihtiyaç duyar. Bu durum, dijitalleşmenin “temiz” ve “soyut” olduğu yönündeki yaygın algıyı sorgulamayı gerektirmektedir.     Güncel örnekler, tek bir büyük modelin eğitiminin yüz binlerce litre su tüketebildiğini göstermektedir. Bu su, çoğu zaman yerel ekosistemlerden çekilir ve özellikle kuraklık riski taşıyan bölgelerde ekolojik baskıyı artırır. Teknolojinin merkezsiz ve bulut temelli yapısı, bu tüketimi kullanıcıdan gizler; bir soru sormanın ardında yatan fiziksel maliyet çoğu zaman fark edilmemektedir.    Burada ortaya çıkan çelişki dikkat çekicidi...

Yapay Zekânın Sistemsel Çıkmazı

Resim
  Giriş:  Bu yazı , ekonomist Daron Acemoğlu'nun da konuşmacılar arasında bulunduğu bir etkinlik olan Yapay Zekayı Yeniden Tasarlamak ( Yapay Zekayı Yeniden Tasarlamak/ D. Acemoğlu/ 1.Basım :2022) adlı eserdeki tartışmaların eleştirel bir değerlendirmesidir. Yapay zekâ, teknolojik bir ilerleme illüzyonu içerisinde sunulsa da, bu analiz, teknolojinin tarafsız bir mühendislik başarısı değil, mevcut kapitalist üretim tarzının ve kâr maksimizasyonu odaklı kurumsal mantığın dijital bir uzantısı olduğunu savunmaktadır. Karşı karşıya olduğumuz bu "sistemsel çıkmaz", etik rehberler gibi yüzeysel çözümlerle aşılamaz; aksine, teknolojinin yönünü belirleyen yapısal güç asimetrileri ve yıkıcı dağılımsal etkiler üzerine radikal bir revizyon ihtiyacını ortaya koyar. Acemoğlu'nun kurumsal analizleri ışığında, inovasyonun insan yeteneğini artırmak yerine, ikame etmeye odaklanmasının ardındaki piyasa ve teşvik mekanizmaları bu yazıda eleştirel bir değerlendirmeye tabi tutulmuştur.. ...

YAPAY ZEKA İNSANLIĞI YOK EDECEK BİR CANAVAR MI?

Resim
" The AI Documentary" adını taşıyan  27 Mart'ta vizyona girecek olan bir belgeselde Sam Altman , Demis Hassabis ve Dario Amodei gibi isimler belgeselde yer alıyor. Bazı uzmanlar yapay zekayı "insanlığın yapacağı son hata" olarak görürken, bazıları iklim krizi ve hastalıkları çözebilecek bir mucize olarak tanımlıyormuş. Bu öncü geliştiriciler yapay zekanın geleceğine ilişkin yaptıkları yorumlarda değinmeyi ihma ettikleri önemli bir konu var mı?               Yapay zekanın değil içinde bulunduğumuz sömürü ve tahakküm sisteminin asıl risk olduğunu söylemediklerine bakarsak, pozisyonları gereği en kritik noktayı ıskalıyor olabilirler Aslında bu "ıskalama" hali, teknoloji dünyasında sıkça gördüğümüz " teknolojik determinizm " (her şeyi teknolojinin sonucuymuş gibi görme) ve "politik körlük" ile doğrudan bağlantılı.              O kritik noktayı ve bu liderlerin neden orayı görmezden geldiğini şu birkaç başlıkt...

Küresel Hegemonyanın Değişen Geometrisi

Resim
  Tarihin Fabrika Ayarları / Doğu’nun Mutlak Ekonomik Hegemonyası. İnsanlık tarihinin son 200 yılını bir kenara bırakırsak, dünyanın ekonomik ağırlık merkezinin her zaman "Doğu" olduğunu görürüz. Bugün "Batı’nın yükselişi" olarak adlandırdığımız süreç, aslında binlerce yıllık bir Doğu üstünlüğünün üzerine inşa edilmiş kısa bir parantezdir. İlk Çağ’dan Orta Çağ’ın sonuna kadar küresel ekonominin "fabrika ayarları", Çin ve Hindistan’ın üretim gücü ile İslam dünyasının ticari köprü vazifesi üzerine kuruluydu. Dünyanın Atölyesi: Çin ve Hindistan Rönesans öncesi dönemde, gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) dağılımı bugün bildiğimizden çok farklıydı. Angus Maddison’ın tarihsel istatistiklerine göre, MS 1000 yılında Hindistan ve Çin, dünya ekonomisinin %50’sinden fazlasını tek başına temsil ediyordu. Bu üstünlük sadece nüfus kalabalığından değil, teknolojik bir liderlikten kaynaklanıyordu. Çin, Song Hanedanlığı döneminde (960-1279) demir-çelik üretiminde, matbaa...

Pasolini’nin Cesedi ve Özgürlüğün Karanlık Aynası

Resim
  Perdenin Parlak Işığı: Bedenin Bayramı O akşam, bir film festivalinin o kendine has, steril atmosferindeydik. Sinema salonunun loşluğu, perdeden yansıyan o grenli ama hayati enerjiyle dolu ışıkla yıkanıyordu. Pier Paolo Pasolini ’nin “ Canterbury Öyküleri ” (I racconti di Canterbury) dönüyordu. Pasolini, ortaçağ İngiltere’sinin o kaba, saba ama bir o kadar da yaşama sevinciyle dolu hikayelerini, bedenin ve cinselliğin bir tür şölenine dönüştürmüştü. Benim için o an izlediğim şey, sadece bir film değil, bir tür "beden ütopyası"ydı. Pasolini, " Hayat Üçlemesi " (Dekameron, Canterbury Öyküleri ve Binbir Gece Masalları) boyunca bedeni; modernitenin, sanayileşmiş toplumun ve o boğucu ahlakçılığın elinden alıp, ona kadim bir özgürlük iade ediyordu. Perdedeki figürler, arzularını sanki dünyanın ilk günüymüş gibi, hiçbir sınıfsal suçluluk ya da ahlaki yük taşıyormuşçasına yaşıyorlardı. Pasolini’nin kamerasında et kutsaldı; sistemin henüz köleleştiremediği, metalaştıramad...

1000 Token/Saniye: Hızın Büyüsü

Resim
  Geçtiğimiz günlerde OpenAI cephesinden gelen bir hız duyurusu, teknoloji çevrelerinde sismik bir sarsıntı yarattı. Saniyede 1000 token üretim kapasitesine ulaşan yeni bir model mimarisinden söz ediliyor. Sosyal medyada bu durum , insan üretim hızının ( saniyede yaklaşık 3 token ) hantallığıyla kıyaslanarak romantize edildi. Bir X kullanıcısı durumu şöyle çerçeveledi: "Bekleme hissi ortadan kalkacak, hatayı fark etmeye bile fırsat kalmadan sistem düzeltecek; gerçek zamanlı çeviri ve canlı asistanlık artık hayal değil." Bu heyecan anlaşılır; çünkü insan zihni için hız, sezgisel olarak güç demektir. Fakat hızın illüzyonuna kapılmadan önce sormamız gereken kritik bir soru var: Bu teknolojik sıçrama, insan-makine ilişkisinin ontolojisini nasıl değiştiriyor?  Hız Nedir? Gerçekten Neyi Ölçüyoruz? Teknik sis perdesini aralayalım: Token , bir kelime değil; modelin anlamı parçalara ayırma birimidir. 1000 token/s , saniyede yüzlerce kelime demektir. Ancak burada iki hayati ayrım ...