Kızgın Sac Üzerinde Ritim Tutmak: Hakikatin Gerçeküstü Çilesi
Arada bir ailemle geçtiğimiz bir hiper market koridoru, bugün hayatımın orta yerine açılmış bir uçuruma dönüştü. Elimde en gündelik ihtiyaçlar, zihnimde pazar gününün o görece sakin huzuru varken, bir rafın başında o suretle burun buruna geldim: Hayatıma, hakikatime ve en temel varoluşsal doğrularıma karşı "yalanı" bir zırh gibi kuşanmış, bir mahkeme tutanağında masumiyetimi kirletmeye yeltenmiş o figürle. Mahkemede aleyhime yalancı tanıklık etmiş o kişiyle. O an, marketin parlak ışıkları aniden soldu ve kendimi, zemini ayağımın altından kaymış, dibi görünmez bir çukurun içinde buluverdim. Bu, sadece talihsiz bir karşılaşma değildi; bu, bir insanın, sistemin en kirli ve en hantal dişlilerinden biriyle yaşadığı o sarsıcı, soğuk ve çıplak yüzleşmeydi. Bu karşılaşmanın zihinde yarattığı o keskin, kırmızı öfke, sadece o şahsa yönelik tekil bir kızgınlık değildi. O şahıs, aslında daha büyük, daha hantal ve daha acımasız bir mekanizm...