Kayıtlar

Yalnızlık etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kelimelerin Sürgünü

Resim
  Sokakların bittiği, kentin uğultusunun tebeşir tozları gibi havada asılı kaldığı o kırılma çizgisinde duruyordu. Cebinde, gün boyu karşılaştığı nesnelere, hislere ve çürümeye verdiği isimler vardı. Küçük, kâğıt kırpıntılarına yazılmış tek kelimelik sözlükler... İsim koymak, varlığa bir mühür basmaktı; fakat dünya bu mühürleri kolayca kabul etmiyordu. İnsanlar aynı dili konuşmak için aynı yaraya sahip olmak isterdi. Kentin alt mahallelerinde, harçsız tuğlaların ve paslı çatıların arasında başka bir dil dövülüyordu. Orada kelimeler sivriydi, birer yontulmuş kemik ya da bilenmiş demir parçası gibi ağızdan ağza fırlatılıyordu. O kelimeleri bir kere duydunuz mu, ağzınızda tatlı ve kekremsi bir bonbon şekeri gibi çevirip dururdunuz. Barbarca bir gurur, kurallara meydan okuyan yırtıcı bir neşe taşıyorlardı. Çünkü o sokaklardaki kalabalıklar aynı hedefe öfkeleniyor, aynı dışlanmışlığın etrafında bir ritüel gibi birleşiyordu. Sivri kelimeler, o kolektif öfkenin ortak sığınağıydı. Oys...

Yalnızlığın Ekonomi Politiği

Resim
  Kader Değil, Tarihsel Bir İnşa Yalnızlık çoğu zaman insanın içine doğduğu, kaçınılmaz ve değişmez bir yazgı gibi düşünülür. Doğarız, büyürüz, kalabalıklara karışırız, severiz, kaybederiz ve en sonunda kendi içimizin sessiz, loş odasında yapayalnız kalırız. Bu anlatıda elbette ki ontolojik bir hakikat payı vardır; insanın kendine ait, başkasına bütünüyle devredilemeyen, paylaşılamaz bir iç alanı daima bulunur. Fakat yalnızlığı yalnızca bu varoluşsal ve melankolik çerçeveye hapsetmek, onun toplumsal, ekonomik ve sınıfsal olarak nasıl üretildiğini görmemizi engeller. Çünkü herkes aynı biçimde, aynı şartlar altında yalnız değildir. Yalnızlık, sınıflar arasında eşit dağılmış homojen bir kader değil; üretim ilişkileri, mülkiyet düzeni, emek rejimi ve toplumsal dayanışma biçimleri tarafından anbean şekillendirilen tarihsel bir deneyimdir. İdeolojik Bir Perde Olarak "Evrensel Yalnızlık" Yalnızlığın evrensel ve mutlak bir insanlık hali gibi sunulması, çoğu zaman mevcut sistemin kusu...