Kayıtlar

Ekim 4, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sessizliğin Maliyeti, Mülkiyetin Sınırları ve Sokağın Uzun Belleği

Resim
  Modern kentin sokakları iki karşıt kuvvetin kesişim noktasında şekillenir: Bir yanda hayatı her sabah yeniden kuran, emeğini kiralayan, barınacak bir çatı ve geleceğini kuracağı bir sınıf arayanların çıplak varlığı; diğer yanda ise bu varlığı bir bilançoya, tahvil getirisine veya istikrar grafiğine indirgemek isteyen mülkiyet ve sermaye mantığı. 2026 yılının sonbaharında Avrupa kıtasının batı ucundan doğu Akdeniz havzasına kadar uzanan coğrafyaya bakıldığında, krizin adı yer yer değişse de meselenin özü değişmemektedir. Fransa’da banliyö liselerinden başlayıp ulusal bulvarlara taşan öfke; İspanya’da fonların eline geçen kiralık konutların kapısına dayanan tahliye memurlarına karşı yükselen barikatlar; Almanya’da yükselen aşırı sağın gölgesinde sosyal devletin geri çekilişine verilen dağınık ama tedirgin tepkiler; ve nihayet Türkiye’de, aynı yakıcı çelişkilerin yaşandığı fakat sokak kapısının demir sürgülerle kapatıldığı bir mutlak sessizlik rejimi... Bu manzara, çağdaş kapital...

Raftaki Mahzen: Okumanın ve Zamanın Mimarisi

Resim
  Rafta tozlanan bir kitabı yıllar sonra yeniden raftan indirmek, alelade bir yaprak evirme eylemi değildir. Zamanın kilitli mahzenine elinde tek bir fenerle inmek, donmuş bir akıntıyı parmak uçlarıyla çözmektir. Kapağı açarsınız; kâğıt aynı kâğıttır, mürekkep aynı mürekkep, dizilim aynı dizilim... Fakat o kapağı aralayan eller de, satırların gölgesinde gezinen gözler de artık bambaşka bir mevsimin, bambaşka bir tereddüdün yongasıdır. Zamanı saatin pirinç dişlilerinden ibaret sananlar için kitap, yazılıp bitmiş, mührü vurulmuş ölü bir nesnedir. Oysa hakiki bir metin, mermerden bir büst değil; her okumada yeniden biçimlenen gözenekli bir kütledir. İki Zamanın Sayfa Eşiğinde Çarpışması Sarı sayfanın üzerinde gözlerinizi gezdirdiğiniz o ilk an, iki ayrı zamansallığın aynı daracık satır çizgisinde göğüs göğüse çarpışmasıdır . Yıllar önce altını çizdiğiniz bir cümlenin bugün size çocukça ve sığ gelişi; ya da vaktiyle teğet geçip gittiğiniz, belki de sıkıcı bulduğunuz bir paragrafı...

Kapı Eşiğinde Zaman: Bir Dostu Yeniden Bulmanın Felsefesi

Resim
  Uzun zamandır uğranmamış bir dostun kapısına doğru yürümek, alelade bir sokak geçişi değildir. O sokak, fiziki bir mekândan ziyade zihnin kendi dehlizlerine açılan gizli bir patikadır. Yürürsünüz; adımlarınız asfaltın üzerinde çınlarken, içinizden eski kahkahaların yankısı, unutulmuş susuşlar ve araya giren yılların o sessiz suçluluk duygusu geçer. Ve tam da zamanın kanunu uyarınca: O patikada yalnızsınızdır. Yıllar boyu biriktirdiğiniz kendi geçmişinizden başka hiçbir tanığı, hiçbir rehberi yanınızda o kapıya taşıyamazsınız. Derken eliniz uzanır, pirinç zile basarsınız. O kapının açıldığı o tek saniyelik duraksama, felsefenin devasa çarklarının gıcırdadığı andır. Geçmişin donmuş gölgesinde bıraktığınız "eski sizler" ile aradan geçen yılların yonttuğu "bugünkü sizler", o daracık kapı eşiğinde göğüs göğüse çarpışır . Yüzlerde beliren ilk çizgi, saçtaki ilk ak, bakışlardaki o anlık tereddüt... Zamanın iki devasa kütlesi, o mikro salisede birbirine çarparak ...