Kapı Eşiğinde Zaman: Bir Dostu Yeniden Bulmanın Felsefesi
Uzun zamandır uğranmamış bir dostun kapısına doğru yürümek, alelade bir sokak geçişi değildir. O sokak, fiziki bir mekândan ziyade zihnin kendi dehlizlerine açılan gizli bir patikadır. Yürürsünüz; adımlarınız asfaltın üzerinde çınlarken, içinizden eski kahkahaların yankısı, unutulmuş susuşlar ve araya giren yılların o sessiz suçluluk duygusu geçer. Ve tam da zamanın kanunu uyarınca: O patikada yalnızsınızdır. Yıllar boyu biriktirdiğiniz kendi geçmişinizden başka hiçbir tanığı, hiçbir rehberi yanınızda o kapıya taşıyamazsınız. Derken eliniz uzanır, pirinç zile basarsınız. O kapının açıldığı o tek saniyelik duraksama, felsefenin devasa çarklarının gıcırdadığı andır. Geçmişin donmuş gölgesinde bıraktığınız "eski sizler" ile aradan geçen yılların yonttuğu "bugünkü sizler", o daracık kapı eşiğinde göğüs göğüse çarpışır . Yüzlerde beliren ilk çizgi, saçtaki ilk ak, bakışlardaki o anlık tereddüt... Zamanın iki devasa kütlesi, o mikro salisede birbirine çarparak ...