Kayıtlar

yaşam etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Tabakhaneye Bok Yetiştirmekten Hiçliğe Tapınmaya: Hayat Üzerine Karanlık Bir Sorgulama

Resim
Hayatın Hızına ve Anlamına Dair Bir Sorgulama Hayatın bazen dayanılmaz bir hızla aktığı, bitmek bilmeyen bir mücadele gibi hissettirdiği anlar hepimiz için tanıdıktır. Kesilen sular, kötü giden mevsimler, kişisel trajediler ve beklenmedik zorluklar arasında savrulurken, varoluşun kendisi ağır bir yük gibi omuzlarımıza çökebilir. Bazen kalbe saplanmış ümitsiz bir hançerle ya da eşi benzeri görülmemiş bir yalnızlıkla boğuşurken, zihin en karanlık ve en aydınlatıcı patikalara sapar. Bu deneme, böylesi bir kişisel muhasebeden süzülüp gelen, hayatı, ilerlemeyi ve nihai amacı sorgulayan birkaç kışkırtıcı fikri mercek altına alıyor.  Hayat, Tabakhaneye Yetiştirilen Bir Aceleden mi İbaret? Modern hayatın amansız temposu, çoğu zaman bizleri nereye gittiğimizi sorgulamadan koşturmaya zorlar. Bu durumu ifade etmek için kullanılan çarpıcı bir halk deyişi vardır: "Tabakhaneye bok yetiştirmek." Bu benzetme, sonu belirsiz veya anlamsız bir hedefe yönelik telaşlı, hummalı ve sonuçsuz bir çab...

Kozmik Döngü: Işığın ve Nefesin Yolculuğu

Resim
  Kozmik Döngü: Işığın ve Nefesin Yolculuğu   İki Doğum Hikâyesi Evrenin bebekliği ile insanın bebekliği arasında görünmeyen bir bağ var. Biri 13,8 milyar yıl önce , diğeri ise annemizin rahminde başlıyor. Biri ışığın özgürlüğe kavuşması, diğeri nefesin başlamasıyla anlam kazanıyor. İkisi de bir “karanlıktan çıkış” hikâyesi.   Evrenin İlk Nefesi Büyük Patlama ’dan sonraki ilk 380 bin yıl, evren opak bir plazma deniziydi . Elektronlar ve protonlar serbest dolaşıyor, fotonlar sürekli saçılıyordu . Işık, adeta hapsolmuştu. Sonra evren soğudu. Elektronlar protonlarla birleşerek nötr hidrojen atomlarını oluşturdu . Artık fotonların önü açıktı; evren ilk kez görünür oldu. Bugün hâlâ bu anın yankısını, kozmik mikrodalga arka plan ışıması olarak gökyüzünde ölçebiliyoruz. Bu, evrenin bebeklik fotoğrafı👇 İnsanın İlk Işığı Anne karnındaki bebek, loş, sıcak, dalgaların taşıdığı bir dünyada yaşar. Sesler filtreden geçer, ışık yarı saydam bir perde ardında hafifçe süzülür. Besin, ne...

Acının Betimlenmesi

Resim
Resim :Bessonov Kadın korkunç bir şekilde asılmış,ama acısını görmeyelim diye saklanmış yüzü .Adam sanki eziyet etmiyor da normal birşey yapıyormuş gibi yüzünde vakur bir ifade.İnfazcılar bir dans gösterisi mi izliyorlar?Kadının bedeni gayet estetik,seksi,mükemmel...Acıda n daha başka bir şeye,haz ve şehvete davetiye çıkarır gibi.Burada korkunç gözüken hiç birşey yok.Demek ki trajik olan şeyi belli bir takım göste rgeler yardımı ile algılayabiliyoruz.İfade,jestle r ve davranışların dramatize edilmesi sayesinde.Duygularımız manipüle edilmedikçe olup bitenlerin içindeki trajediyi algılayamıyoruz.Belki sanatçı bizim bu gerçekle yüz yüze gelmemizi istediği için Akedemik görselleştirmeye ve mükemmelleştirmeye başvurdu.. .İnsan olarak algı dünyamızdaki bu kusur nedeni ile hakikate ulaşmakta zorlanıyoruz.Gerçekliğin pornografiye dönüşmesi tehlikesi her zaman mevcut.Acaba sanatçı pornografiye savrulmadan trajik olanı nasıl ifade eder?Bu da sanatın önemli bir sorunu...

Hrant Dink Davası...

Resim
  Tarihimizin en utanç verici olaylarından biri de Hrant Dink'in katledilmesi idi.Hem bu cinayetin nedeninden dolayı,hem de bu cinayetin sistematik bir şekilde tasarlanp uygulanması nedeniyle. Cenazesine gidemedim,ama yüreğim"hepimiz Hrant'ız,hepimiz Ermeniyiz!"diye bağıranların yanındaydı.Türk olmamdan utanç duyduğum bir gündü onun katledilişi.Cinayeti işleyenlerin bunu bütün türklüğe maletmek istemesindeki gayretkeşlik nedeniyle utanç duyuyordum.Ayakkabısındaki delik nedeniyle utanç duyuyordum.O delik,bu memleketin barbar/eşkiya muktedirleriyle hiç bir ilişkisi olmadığının açık bir belgesi idi;paraya,güce ve iktidara adanmamış bir gövdenin böyle kanlar içinde yatmasından utanç duyuyordum.Cinayet sonrası kulağımıza gelenler utancımı daha da artırıyordu.Bütün deliller,bunun bir sistematik devlet cinayeti olduğunu gösteriyordu.Tetikçi ve tezgahçılar maşadan başka bir şey değildi.Ama cinayete giden yola kırmızı halı serenler yargılanmaktan muaf gibiydiler.Onlara k...

29 Haziran 2011 Çarşamba

Resim
Bu havalar ne zaman ısınacak sahi?Şu anda gece yarısını geçti.Üşüdüğümü hissediyorum.Hava raporuna bakılırsa,Akçakoca'da yarın ve öbürgün çok bulutlu.Sağanak yağış olasılığı da yüksek.Hayli yağışlı geçen yaz mevsimini hatırlıyorum,ama böylesi hiç olmamıştı daha önce.Yaz mevsiminde nadir olarak yağiş olmasına alışığım Ankara'dan.Fakat geçen haftadan gördüğüm kadarıyla Ankara gibi kurak bir şehir bile hiç alışık olmadığı bir yaz mevsimi geçiriyor.Bulunduğum yer,Akçakoca,Karadeniz kıyısında olması nedeniyle yaz yağışlarının olağan olduğu bir yer.Ama gel gör ki,yaz mevsiminde soğuk ve yağışlı havalar bu denli inatçı değildi.Bir gün yağıyorsa ertesi gün mutlaka yerini temiz ve pırıl pırıl bir havaya bırakırdı.Şimdilerde soğuk inatlaşıyor.Bu olağandışı hava şartları,Akçakoca ekonomisinin belini büktü zaten.Fındık tarımı çöktü resmen.Ağaçlarda beklenilen fındık miktarının onda birinin bile olmadığını söylüyor üreticiler.Fındık olmayınca bütün bir Akçakoca ekonomisi tepe takla oluyo...

Ankara Dünyanın Neresinde Yer Alır?

devin uyanışı | izlesene.com Bu kısa film New York  ya da Los Angeles gibi şehirler örnek alınaak yapılmış.Dev adamlarla minik adamlar aynı ortamı paylaşıyorlar bu şehirde.Cüce adamların içine koskoca bir yemek işleme fabrikası kurdukları yer,dev adamlardan birinin pizzasının artığı..Minik adamlar her yeri sarmışlar.Ama onların yarattığı uygarlık dev adam için çöplük,kokuşma ve kirlenme anlamına geliyor.Bir elektrik süpürgesi sipariş ediyor ve minik adamların (haşere ve böceklerin!)  oracıkta kurmuş oldukları kent, kısa bir zamanda silinip süpürülüyor. Hollywood'un hızlı kurgu ve görsel efektlerine,manipülatif müziğine karşı bir antipatiniz yoksa zevkle izleyebileceğiniz türden bir kısa film.Bu film beni türlü türlü düşüncelere sürükledi.Devasa metrpollerdeki  içindeki sınıf mücadelesi,bu savaşta güçlerin  eşitsiz ve adaletsiz dağılımı üzerine düşünmeye  davet ediyordu bizi .Birileri orada sonsuza kadar sürebilecek bir yaşam tarzı bir kültür yapabilir,ama...

İnsanlığın dünyası daha az vahşet mi içeriyor?

Resim
Oğlum büyüdükçe soruları çoğalıyor.Onun büyümesi ile sorularının güçlüğü de artıyor.Hayvanların birbirini yemesi,ona normal geliyordu,besbelli ki son zamanlarda bunun trajik bir şey olduğunu fark etmiş ."Neden hayvanlar birbirini yiyorlar?" diye soruyor.Aslında tam ifade edebilse sorusu şöyle olacak belki: "Neden hayvanlar birbirini yemek zorundalar?" Çocuk büyüdükçe ölümün de son derece trajik bir şey olduğunu seziyor çünkü.Bir hayvanın bir başka hayvanı yemek için öldürmek zorunda olduğunu kabul edebilse de,ölen bir yaratığın bir daha yaşama dönemeyeceğini sezgisel olarak kavramaya başladı.Bunları biliyorum,anlıyorum.Elimden geldiği kadar ona dürüst yanıtlar vermeye çalışıyorum,ama bu soruya cevap vermekte zorlanınca,yalan söyleyerek "kıvırıyorum" . "Hayvanlar yaşamak için birbirlerini öldürmek zorunda olsa da,biz insanlar başka canlıları öldürmeyiz..Biz marketten alırız yiyeceklerimizi" diyorum:-)) Gün gelecek aslında ona kocaman bir ya...

Cennetteki Gözyaşları

Resim
Bu resim,çekti götürdü karmaşık duygulara beni. Vuland diye bir imza var üstünde..Kimdir bilmiyorum. Salvador Dali resimlerine benziyor .Gerçeküstücülük akımının etkisi olmadığını söylemek imkansız.Dalininkiler kada karmakarışık bir kompozisyona sahip olmasa da ,oldukça yalın görünse de, açıklamak zor yine de bu resmi.Sizlerde nasıl duygular uyandırdığını bilemem ama bende hüzün yarattı.Sanki geçmişte yaşadığım bir duygu ile ilgili resim bu .Karşıda yanardağın tüflerinde,birbirine sarılmış iki sevgilinin resmi .Önde bir denizkızı var,bir kayaya sarılmış.Yüzünü göstermemiş,ama ağladığı belli.İleride,şahlanan bir at var.Beyaz,çok güzel görünümlü bir at.Denizin dibinden mi fırlamış?Etrafına köpükler ve binlerce su damlacığı saçmış...Denizkızı kayaya sarılıp ağlarken,bir akvaryumda gibi görüyoruz onu . Deniz birden bire kesilmiş,aniden görünmez bir duvar oluşmuş gibi. Dipte,balıklar ve katil balinalar.Sağduyuya aykırı bir şekilde betimlenmiş sanki bu balinalar.Olduklarından daha küçü...

Geçmiş Zaman Olur ki...

Resim
Uploaded with ImageShack.us Bir yerden hatırladınız mı bu karikatürü?Bunu ben çizdim çizmesine;ama buluş bana ait değil.İlk kimin çizdiğini bilmediğim,ama değişik çizerler tarafından tekrar tekrar çizilmiş bir karikatür...Ta çocukluğumdan hatırlıyorum..Ne gülmüştüm!..Aradan geçen zamana rağmen bir şey kaybetmemiş komikliğinden.Başka başka çizerler tarafından tekrar çizilip yeniden üretildiğine göre bunu görüp sevenler unutulmasını istemiyor olmalılar benim gibi...Ben unutmuştum aslında,teyze kızı hatırlatmıştı bana,"böyle bir karikatür vardı,hatırlıyor musun abicim?" demişti.Bunun unutulmasının haksızlık olacağına inandığım için yeniden çizdim.Eskiden gülüp geçerdim,altı üstü bir karikatürdü o zamanlar benim için.Ama artık neden komik olduğunun da cevabını bulmak zorunda hissediyorum kendimi. İntihar acı bir olay,her zaman hüzün yaratır,ama burada işin komik bir tarafı da olabileceği izlenimi yaratılmış.Balonla intihar eden balığın davranışının,adamınki ile mükemmel bir simet...

Derin denizlere gömülen korku

Resim
Usame Bin Ladin'i öldürdüğü söylenen CIA'in cesedini denize gömmesinin nedeni,adına türbe yapılıp şefaat dilenilmesini engellemekmiş.Amerikalılar Usame'nin bir direniş sembolü ve figürüne dönüşmesinden ödü patlıyor besbelli.Fakat kendini Usame ilan edenlerden,Usamenin aslında ölmediği hatta ölümsüz olduğu iddialarının vereceği ilhamdan nasıl koruyacak acaba?Usamenin, deniz Tanrısı Neptün gibi elinde üç dişli yabası ile dirilip cihat ilan etmesi için mi gömdüler onu oraya?..(Dikkat:Üç dişli yaba yalnız mitolojik denizler tanrısı Neptün'ün değil şeytanın/mefistonun da simgesidir aynı zamanda!)Bir cinayet işledikten sonra delilleri yok etmek için cesedi denize atan o klişeyi nasıl da çağrıştrıyor bu olay dikkatinizi çekti mi?Acaba hangi sırlar gömüldü Usame'den başka denize?Katil olduğu söylenen kişi hiç bir açıklama yapılmadan infaz edildiğine göre,Usame'nin aslında Amerikanın hesabına çalışan biri olmadığına nasıl inanacağız?11 eylül saldırılarının aslında CIA ...

Sakine vicdanımızın ölçüsü olsun...

Resim
Uploaded with ImageShack.us Arap uyanışının Libya versiyonunda,Kaddafi adam gibi çekip gitmesi gerekirken alçakça davranmayı seçti ve halkını katletme konusunda hiç bir sınır tanımayacağını ortaya koydu.Bunu fırsat bilen BM Barış(!)Gücü ve Nato yıldırım hızı ile müdahale kararı alıp Libya'yı bombalamaya başladılar.Bu saldırganlığın arkasında büyük bir olasılıkla Kaddafi'den çok,Arap halkının uyanışından duyulan endişe rol alıyordu.Arap uyanışının nereye gideceği belli değildi:Belki bu hareketler zamanla büyük bir toplumsal devrime doğru ilerleyecek,belki de Arap dünyası kapitalist emperyalist dünya düzeninden kopmayı tercih edecek,petrol kapitalist emperyalist zincirin halkalarını kırmak için önemli bir işlev üstlenecek,İsrail'e karşı büyük bir kuşatma çevirme başlayacak,zamanla bölgedeki İsrail/Amerikan hegemonyası sona erdirilecekti.Bu olasılıktan korkan Batılılar barbar diktatörün hışmından mazlum insanları koruma bahanesi ile Libya'ya saldırdılar.Bu saldırganlığı de...

Bobiler Örg'ün yeni iğrençlik klasiği :Ağlama Duvarı!.

Resim
Photoshop, gif maker ya da premierre gibi programları kullanmayı iyi kötü becerebiliyor,hatta bir takım amatörce sanatsal çalışmalar yapıyorsanız bobiler.org adlı sitenin adını duymuş olma ihtimaliniz yüksek.Bilmeyenler için basitçe açıklama gerekirse,amatör çizerlerin,webmaster ya da reklamcıların ticari amaç gütmeyen yapıtlarını yayımladıkları bir site Bobiler.org .Daha önce adı embesil.org imiş...Çok başarılı olup büyük bir ziyaretçi kitlesi kazanmş bir site.Her gün onlarca,yüzlerce "monte" yayımlanıyor ve binlerce kişi tarafından ziyaret ediliyor.Bu kadar büyük bir trafiğin altından kalkabilmek kolay iş değil tabii.Bunun için çok sayıda admin çalışıyor, sunucular için binlerce lira bedel ödeniyor olmalı.Ama biraz girip çıkan,kurcalayan insanlar,bu çarkın nasıl döndürüldüğünü anlamakta gecikmez.Bobiler örg,kendi çapında hiç bir sitenin ya da portalin alamayacağı kadar reklam alıyor.Muazzam reklam geliri olduğunu ve bu siteyi işletenlerin de reklamcılar olduğunu düşünüyoru...

Gönlümüzün Şampiyonu Sercan Yenice & Pascal

Resim
Tabiatı çıkarlarımız uğruna ezip yok ettiğimiz,her şeyi kendi rahat ve konforumuz için araçlaştırdığımız bir dünyada ne güzel bir manzara bu!...O sokaklarda çoğalıp sayılarının artmasından nefret ettiğimiz,belediyenin buna bir çare bulması için içten içe yalvardığımız köpekler,ne müthiş,ne zeki,ne duyarlı yaratıklarmış meğerse!..Paskal bunu kanıtlamadı mı?Ezip yok ettiğimiz tabiat,orada idi işte.Paskalın kılığına girmiş,bizlere doğa ile nasıl ilişki kurabileceğimizi fısıldıyordu. Yetenek Sizsiniz yarışmasını sürekli izlemek gibi bir takıntım yok.Ama finali izlediğime değdi.Yarışmacıların müthiş performansı nedeniyle değil,Sercan Yenice ve sevgili dostu Pascal'ı tanıma fırsatı bulduğum için.Köpeği ile oluşturduğu o mükemmel uyum,Pascal'a karşı davranışlarındaki o müthiş insancıllık,köpeğin performansını ödüllendirirken davranışlarındaki o yapmacıksız sevgi o denli etkiledi ki beni,keşke mümkün olsaydı da,bu müthiş adama sarılabilseydim!...Hayvanları seviyorum,ama ne yazık ki fob...

Modern Dünya...

Resim
Uploaded with ImageShack.us Salvador Dali'nin Modern çağlardan,modern zamanlardan duyduğu ürküntüyü dile getirdiği bu tablosu,gece vakti insanı yatağından sıçratan rüya izlenimlerine benziyor..İncecik,böceksi ve upuzun bacakları üstünde tuhaf bir şekilde devinen bir at ve peşinden gelen filler..Dali'nin kabuslarına ait ürkünç at imgesi ile zaman zaman karşılaşırız onun tablolarında.Filler de sırtlarındaki yükler ve incecik bacakları ile çağımızı simgeliyor besbelli.Akla mantığa aykırı olsa da,anlaşılmaz bir şekilde yoluna devam ediyor bu kervan.Sürekli büyümeye tüketmeye endeksli günümüz iktisadi ve toplumsal sistemi,endişe veriyor,ama kimsenin dur demeye gücü yok bu gidişe.Resimdeki haç çıkaran insanın üzerine mi geliyorlar?O Adamın üstüne gelse de gelmese de, değişen bir şey yok.Çünkü kimse kendini rahat ve huzurlu hissedemez böyle bir dünyada,çağın nimetlerine yakın olmak ya da amiyane tabirle "tuzu kuru olmak",bir şey değiştirmez. Resimden anladığım şey,kimsenin b...

Kavanozun içindeki turuncu balık

Resim
Üç yaşındaki oğlum dün bir ara bayağı mutsuz hisediyordu kendini.Nedeni ise,her geçen gün ne kadar tuhaf olduğunu keşfettiğimiz kapı komşumuz,aynı yaşta oğlunu Bizimkiyle oynasın diye bırakması,yarım saat sonra da oğlumun bağırış çağırışlarına aldırmadan alıp götürmesiydi...Bu kadın gerçekten tuhaftı.Çocuğunu oynasınlar diye mi göndermişti yoksa hapishaneye ziyarete mi göndermişti,anlamakta güçlük çekiyorduk.Hep aynı şeyi yapıp oyunlarını bozuyordu.Bu kadarına da yeter artık edim,bağırdım çağırdım.Eşime"bir daha göndermesin" dedim.Her seferinde aynı şeyi yapıp çocuğu mutsuz etmesine artık katlanmamasını öğütledim. Berk'in(oğlumun) mutsuzluğu geçsin diye çarşıya çıkardık onu.Yorgundu,uyuya kaldı.Akvaryum balıkçısına girdik.Yüzlerce küçük balıktan,bir iki muhabbet kuşu bir de papağandan oluşan küçük bir dükkan..Ama bir şey daha vardı,minik bir yavru köpek.On onbeş metrekarelik dükkanda köpeciğin zor şer sığdığı üstelik dışarısını da görecek penceresi olmayan bir kafeste tut...

Yaşamına kendi isteği ile son vererek 2002 yılında aramızdan ayrılan Sevgili Dostum Zafer ekin Karabay için...

Resim
sesini tenime gizliyor bir karanlık, uyuyorum. bulduğum ilk mitolojide kaybediyorum tanrıyı. rüyalarımdan mahno'yu sorumlu tutup paris'te veremden öldürüyorum gerçekleri. babam ajans haberlerinde kendisinin ölümünü dinliyor ve bana gelmeden önce eurydic'i üçüncü kez kaybediyor orpheus uyanıyorum, sevgilimin gözlerinde ancak bir kadının çekebileceği kadar acı. durgunluk ve sokaktaki susku. yüzüme elektrik faturaları çarpıyor, kimlik kartım ve sınavlarım. çatılarda kuşların her zamanki konukluğu. ansızın dönüyorum odama, odamda uçları eprimiş bir halı ve acıları genç werther'in ZAFER EKİN KARABAY(1975-2002) Genç werther'in acılarından bahsediyor şiirinde Zafer...Ama ben tanıyordum onu,biliyorum aşk acları değil bunlar;Onun asıl ilgisini çeken Werther'in intihar etmesi hikayenin sonunda...Şiirleri bu temanın etrafında dönüp dolaşıyor,bir kelebeğin ışığın etrafında dönüp durması gibi..Ölüm ile ışık benzetmesi çok yadırgatıcı,ama zafer ölümü ışığı ...

Bahadır Baruter ve Saltanat Böcekleri...

Resim
Aslında "web böcekleri nedir?" diye bir başlık atacaktım bu yazıya.Fakat bu yazının konusu virüs ve benzeri zararlı yazılımlar değil(ki bilgisayar virüsleri içinde web böcekleri adında bir kategori var...)Karikatürist Bahadır Baruter'in resimlediği,internet üzerinden pazarlanan iskambil kağıtları..Osmanlı saray erkanını böcek ve haşeret biçiminde çizmiş.İçlerinde lalalar,paşalar,sadrazam ve padişahlar var..Bahadır Baruter,aklına gelen bu fikri eskizlere dönüştürünce ortaya çıkan figürler karşısında büyülendiğini söylüyor.Şunları söylemiş Baruter çizimleri için : " Birbirine taban tabana zıt iki imgenin zihinlerimizdeki katılaşmış izlenimlerini sorgulatmak istemiş olabilirim. Görkemli, kudretli ve ilelebet baki olması düşünülen yüce ‘saltanat’ imgesiyle, önemsiz, küçük, zayıf ve kısa ömürlü bir varlık imgesiyle özdeşleştirdiğimiz ‘haşarat’ın ezberlerimizdeki konumlarını birbirine kırdırmak diyebiliriz. " Ama bu iskambil destesinin internet üzerinden tanıtımı ba...

YILBAŞI HİNDİSİ!...

Resim
Uploaded with ImageShack.us Batılıların terk etmek için çırpındıkları bir çok şeyin bizim memlekette çok alıcısının bulunması çok ilginç bir durumdur.Batılılar belki bilerek belki bilmeyerek,kendi kültürlerine karşı yürütülen o kör düşmanlığa; en değersiz,en zararlı şeylerini ihraç ederek intikamını alıyor olabilirler...Kimbilir?... Hindi çok makbul bir hayvandır..Besleyicidir,sağlıklıdır.Hani batıda Türklerle "hindi" diye dalga geçiyorlar ya..Bunun çok ilginç bir hikayesi var.Hindi ile Amerika kıtasında İspanyollar ilk karşılaştıklarında,bu garip görünümlü kuşu "hindi" diye adlandırmışlar.Çünkü o zamanlar Amerika kıtası Hindistan sanılıyormuş.Daha sonra Amerika'nın yeni bir kıta olduğu anlaşıldığında,bu kuşun adı hindi olmaktan çıkıp "Turkey" olmuş çıkmış.Ama onlar,biz Türkleri aşağılamak yerine onurlanmamızı sağlayacak bir nedenle"Turkey" demişler bu kuşa.Çünkü o zamanlar Osmanlı toprakları çok genişmiş.Bu kuş Tunusla Cezayir arasında yaş...

2010 YILININ EYLEMİ!...

Resim
Uploaded with ImageShack.us Time Dergisine rağmen yılın adamı bütün Dünyada Julian Assange idi.Türkiye'de ise bakanı yumurta yağmuruna tutan öğrenciler.AKP'liler toplumun çeşitli kesimlerinde ne büyük bir mide bulantısı yarattıklarının farkına varmalarına neden oldu bu olay...Yandaş medyanın bütün karalama kampanyalarına rağmen bunun terörle,şiddet eylemi ile ilgisi yoktu.Bir eylemin şiddet içermesi ile şiddet eylemi çok farklı şeyler...Her eylem aslında şiddet içerir...Bağırıp çağırma,hatta basın açıklaması bile..Yumurta fiziksel bir zarar vermiyor,ama rezil kepaze ediyor bu da bir gerçek.Fakat şimdiki iktidar,her türlü rezilliği yapsa da rezil olmaya tahammülü yok görüldüğü kadarıyla..Anti demokratik uygulamaların,baskıların sürüp gittiği;üniversite özerkliğinin her geçen gün,eskiyi bile aratacak şekilde devam ettiği,haraçların sürekli artırılarak eğitim yerlerinin ücretli ticaret hanelere dönüştürüldüğü üniversitelerde gençler çiçek atmayacaklardı herhalde...Öğrencilere bir ...

PINAR SELEK VE HIRANT DİNK NEYİN RESMİDİR?

Resim
Pınar Selek bizim resmimiz.Egemenlerin istediği gibi düşünüp yaşamayı reddettiğimiz sürece can ve hukuki güvenliğimiz olamayacağını apaçık gösteren bir resim. Hrant Dink neyin resmiydi?Bir kalleş kurşunla ensesinden vurulup upuzun yatarken ayakkabılarından birinin tabanındaki delik,onun resmini bir siyasi cinayet olmanın bile ötesinde anlam dünyasına taşıdı.O artık hepimize ait bir resimdi.Hayatımız boyunca bu toplumda itilip kakılmışlığımızın,zulüm görmüşlüğümüzün,acı çekmişliğimizin resmi..Onurlu bir hayat uğruna ödemek zorunda olduğumuz ağır bedelin resmi.Hrant Dink’in katledilmesi sonrası ard arda patlak veren skandallar,bu ülkenin ezilen insanlarının ense kökünde ardı ardına patlayan kalleş kurşunlar değil miydi.Cinayetin mafyalaşmış bir devlet yapılanmasına ait bir komplo olduğunu gösteren bulgular,katillerin devletin güvenlik güçleri tarafından gördüğü kahraman muamelesi,delillerin örtbas edilmesine yönelik gayretkeşlik,Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine “savunma “ diye sunulan y...