Kayıtlar

yapısal ktiz etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

YAPAY ZEKA İNSANLIĞI YOK EDECEK BİR CANAVAR MI?

Resim
" The AI Documentary" adını taşıyan  27 Mart'ta vizyona girecek olan bir belgeselde Sam Altman , Demis Hassabis ve Dario Amodei gibi isimler belgeselde yer alıyor. Bazı uzmanlar yapay zekayı "insanlığın yapacağı son hata" olarak görürken, bazıları iklim krizi ve hastalıkları çözebilecek bir mucize olarak tanımlıyormuş. Bu öncü geliştiriciler yapay zekanın geleceğine ilişkin yaptıkları yorumlarda değinmeyi ihma ettikleri önemli bir konu var mı?               Yapay zekanın değil içinde bulunduğumuz sömürü ve tahakküm sisteminin asıl risk olduğunu söylemediklerine bakarsak, pozisyonları gereği en kritik noktayı ıskalıyor olabilirler Aslında bu "ıskalama" hali, teknoloji dünyasında sıkça gördüğümüz " teknolojik determinizm " (her şeyi teknolojinin sonucuymuş gibi görme) ve "politik körlük" ile doğrudan bağlantılı.              O kritik noktayı ve bu liderlerin neden orayı görmezden geldiğini şu birkaç başlıkt...

Küresel Hegemonyanın Değişen Geometrisi

Resim
  Tarihin Fabrika Ayarları / Doğu’nun Mutlak Ekonomik Hegemonyası. İnsanlık tarihinin son 200 yılını bir kenara bırakırsak, dünyanın ekonomik ağırlık merkezinin her zaman "Doğu" olduğunu görürüz. Bugün "Batı’nın yükselişi" olarak adlandırdığımız süreç, aslında binlerce yıllık bir Doğu üstünlüğünün üzerine inşa edilmiş kısa bir parantezdir. İlk Çağ’dan Orta Çağ’ın sonuna kadar küresel ekonominin "fabrika ayarları", Çin ve Hindistan’ın üretim gücü ile İslam dünyasının ticari köprü vazifesi üzerine kuruluydu. Dünyanın Atölyesi: Çin ve Hindistan Rönesans öncesi dönemde, gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) dağılımı bugün bildiğimizden çok farklıydı. Angus Maddison’ın tarihsel istatistiklerine göre, MS 1000 yılında Hindistan ve Çin, dünya ekonomisinin %50’sinden fazlasını tek başına temsil ediyordu. Bu üstünlük sadece nüfus kalabalığından değil, teknolojik bir liderlikten kaynaklanıyordu. Çin, Song Hanedanlığı döneminde (960-1279) demir-çelik üretiminde, matbaa...

Ahtapotun Yalnızlığı ve Kolektif Bilgelik: Yapay Zekâ Çağında İnsan Olmak

Resim
  Hayatta Kalma Eşiği İnsanlık, tarihinde ilk kez tanrılar, krallar veya ideolojiler tarafından çizilmeyen bir eşikte duruyor. Bu yeni eşiği, bizzat kendi üretim gücümüz, kendi hızımız ve kendi zekâmız belirliyor. Yüzyıllardır adına "ilerleme" dediğimiz yolun sonuna geldik; artık karşımızdaki, bir ilerleme değil, bir "hayatta kalma eşiği"dir. Bu eşik, bizi yalnızca ne yapabileceğimizle değil, kim olduğumuzla ve daha da önemlisi, birlikte nasıl var olacağımızla yüzleşmeye zorluyor. Bu varoluşsal gerilimin merkezinde, zekâsı ve uyum yeteneğiyle çağımıza ilham veren, ancak yalnızlığıyla da en büyük tehlikemizi fısıldayan bir canlı duruyor: ahtapot . Ahtapot Zekâsı: Uyumun ve Yalnızlığın Metaforu Çağımızın temel çelişkisini, yani bireysel olarak ulaştığımız olağanüstü yetenekler ile kolektif olarak içinde bulunduğumuz derin çıkmazı anlamak için ahtapot metaforu güçlü bir analitik araç sunar. Ahtapot, zekânın salt hesaplama gücü olmadığını, aynı zamanda çevreyle bütünle...

Yapay Zekanın Görünmez Krizi

Resim
    Büyünün Ardındaki Fatura ChatGPT gibi bir yapay zeka aracını ilk kullandığım anı dün gibi hatırlıyorum. Boş bir metin kutusuna sorduğum karmaşık bir soruya, saniyeler içinde tutarlı, yaratıcı ve neredeyse insani bir cevap gelmişti. Bu, kelimenin tam anlamıyla bir sihir anıydı. Ekranda beliren harflerin arkasında ne bir motor gürültüsü ne de bir fabrika dumanı vardı; sadece soyut, elle tutulmaz bir zeka pırıltısı. Bugün milyonlarca insan, her gün bu sihri deneyimliyor: bir şiir yazdırıyor, göz alıcı bir resim ürettiriyor ve bu teknolojiyi hayatlarının ayrılmaz bir parçası haline getiriyor. Ancak bu soyut sihrin arkasında, son derece somut, devasa ve inanılmaz derecede enerji tüketen bir altyapı yatıyor: veri merkezleri, sunucular, soğutma sistemleri ve durmaksızın çalışan on binlerce çip. Bu sihrin bedelini sorgulamaya başlamam, tam da bu çelişkiyi fark ettiğimde oldu. Bu görünmez altyapının faturası neydi ve bu faturayı ödemeye hazır mıydık? Bu soruların peşine düştüğümde...

Türkiye Ekonomisinde Ötelenmiş Kriz Koşulları

Resim
Ekonomist İris Cibre şöyle diyor : "Dünya yabancı yatırımcıya güzel, carry trade ile stopaj da ödemiyorlar. 2024 Mart ayından beri 90 milyar dolara 30 milyar dolar para kazandılar." Bu konuyu  biraz açalım. Carry trade dediğimiz şey aslında çok basit: Yabancı yatırımcı, kendi ülkesinde düşük faizle borçlanıyor, Türkiye gibi yüksek faiz veren ülkelere geliyor, TL’ye dönüp burada devlet tahvili ya da mevduata yatırıyor. Faizden kazanç sağlıyor, sonra parayı tekrar dövize çevirip ülkesine geri götürüyor. Cibre’nin vurguladığı nokta şu: Mart 2024’ten beri yaklaşık 90 milyar dolar Türkiye’ye bu amaçla girmiş. Bunun karşılığında yabancılar yaklaşık 30 milyar dolar kazanç sağlamış. Yani %33 gibi çok yüksek bir getiri oranı. Üstelik Türkiye, yabancı yatırımcılara bu kazançlar için stopaj (vergi kesintisi) uygulamıyor. Yani elde edilen kâr neredeyse tamamen yatırımcının cebine gidiyor. Bunun anlamı: Türkiye şu anda ekonomisini döndürmek için sıcak paraya çok bağımlı durumda. Ya...