Kayıtlar

sinema yazıları etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Pasolini’nin Cesedi ve Özgürlüğün Karanlık Aynası

Resim
  Perdenin Parlak Işığı: Bedenin Bayramı O akşam, bir film festivalinin o kendine has, steril atmosferindeydik. Sinema salonunun loşluğu, perdeden yansıyan o grenli ama hayati enerjiyle dolu ışıkla yıkanıyordu. Pier Paolo Pasolini ’nin “ Canterbury Öyküleri ” (I racconti di Canterbury) dönüyordu. Pasolini, ortaçağ İngiltere’sinin o kaba, saba ama bir o kadar da yaşama sevinciyle dolu hikayelerini, bedenin ve cinselliğin bir tür şölenine dönüştürmüştü. Benim için o an izlediğim şey, sadece bir film değil, bir tür "beden ütopyası"ydı. Pasolini, " Hayat Üçlemesi " (Dekameron, Canterbury Öyküleri ve Binbir Gece Masalları) boyunca bedeni; modernitenin, sanayileşmiş toplumun ve o boğucu ahlakçılığın elinden alıp, ona kadim bir özgürlük iade ediyordu. Perdedeki figürler, arzularını sanki dünyanın ilk günüymüş gibi, hiçbir sınıfsal suçluluk ya da ahlaki yük taşıyormuşçasına yaşıyorlardı. Pasolini’nin kamerasında et kutsaldı; sistemin henüz köleleştiremediği, metalaştıramad...

Canavarlar, Kapılar ve Kapitalizmin Bilinçdışı: Bir Şirket Ontolojisi

Resim
  Sermayenin dönüşümü ve Sevimli Canavarlar (Monsters İnc) Sinema,popüler kültür ürünü olsun olmasın, çoğu zaman iddia edildiği gibi sadece bir "eğlence" aparatı ya da yaratıcısının zihnindeki berrak fikirlerin bir projeksiyonu değil. Aksine, bir sanat eseri, içine doğduğu toplumsal formasyonun, ekonomik yapının ve tarihsel krizlerin "bilinçdışı bir haritası" olarak işlev görüyor.Buna göre bu perspektiften bakıldığında, Pixar’ın 2001 yapımı Monsters, Inc. (Sevimli Canavarlar) filmi,çocuksu bir neşenin ötesinde, kapitalist üretim biçiminin, küreselleşmenin ve özneleşme süreçlerinin en mahrem kodlarını barındıran bir alegori olarak incelenmeyi hak eden özellikler barındırıyor. Bu yazıda, bir animasyonun renkli piksellerinin altındaki o "kurucu katmanı" (siyasi ve ideolojik motifleri) deşifre etmeye çalışırken; somuttan soyuta, fabrikadan küresel pazara ve nihayetinde insan ruhunun derin çelişkilerine uzanan bir rota izleyeceğiz.Bu bağlamda Disney dünyasın...

Erin Brockovich / Tatlı Bela

Resim
Erin Brockovich adlı filmi daha önce işitmiştim.Stephen Shoderberg imzalı bir Julia Roberts filmi idi.O sıaralar Traffic adlı filmi ile oscar ödüllerinde sükse yapan Shoderberg'in başarılı bulunan filmlerinden biri idi.Geçenlerde digitürk'ün İpad uygulamasında bu filmi görünce izleyeyim bari dedim... Hollywood sinemasından alışık olduğumuz bir başarı öyküsü idi bu..Gerçek bir yaşam öyküsünden uyarlanmıştı.Erin Brockovich hukuk eğitimi olmadığı halde,ABD tarihinin en büyük tazminat davasının kahramanı olmuştu.Böyle bir hikayeyi Hollywood'un ıska geçmesi düşünülemezdi elbette... Erin Brokhowich ilginç bir kişilik ...Genç yaşta sahip olduğu üç çocuğuna bakılırsa,evinin kadını olmayı seçmiş sıradan biri gibi görünüyor.Ama diğer yandan cinsellik bakımından rahatlığı,cüretli giyim tarzı ve iğneli saldırgan dili,onun sıradan biri olmadığını düşündürüyor.Çocuklarının geçimini üstlenecek bir baba ortalıkta olmadığı için iş bulmak zorunda.Fakat eğitimli olmadığı için iş arama  ma...

Feryad

  Kafka'nın kocaman dev bir böceğe dönüşen kahramanı Samsa'yı bilmeyen pek azdır her halde.Dönüşüm, kendi kimliğini ve özgün varoluşunu koruma yönünde girilen bireysel bir savaş ve bu uğurda uğranılan yenilginin alegorisi olarak da yorumlanabilir.Birey topluma karşı eli kolu bağlı,çaresizdir.Çünkü onun infazı,koruma alanı olması gereken aile kurumu içinde gerçekleşmektedir.Gregor Samsa'nın ailesi, onun dönüşümünü kabul etmez,düzelir diye beklerler,fakat bunun mümkün olmadığını anlayınca ölümüne karar verirler.Bu büyük etkileyici hikaye,modern edebiyatta ailenin sorgulanmasının mihenk taşı oldu.Bu tür yapıtlar dönüp dolaşıp Dönüşüm'ü referans yaptılar kendilerine. Natalie Bettelheim "Howl" adlı kısa filminde akla Dönüşüm hikayesini getiren bir hikaye anlatmaya soyunmuş.Bir kadın,bebeğinde bir takım değişimler seziyor,bunları görmezden gelmeye çalışıyor,fakat daha sonra bu durumla başa çıkmaya çalışıyor.En sonunda bu durumu kabul etmek zorunda kalsa da,bu...

Emir Kustarica'nın Gözünden Maradona

Maradona Kendi Şarkısını söylüyor Yükleyen hakanipek6 YAZIYI OKUMADAN ÖNCE VİDEOYU İZLEYİNİZ Maradona:Bütün zamanların en iyi oyuncusu…En azından Pele ile ilgili kulaktan dolma şeyler işitip,Maradona gibi bir efsaneyi beyazcamda da olsa kanlı canlı görmüş olan benim kuşağım için öyle.Aslında o Pele kadar vakur,dengeli biri değildi.Ancak Pele,bir futbol efsanesinden çok,işbilir bir politikacıya benziyor bu gün için.Maradona ise,kendine özgü isyanı,non konformizmi,inişli çıkışlı yaşantısı ile kendi pırıltısında yanıp gitmiş efsane rock yıldızlarına,hayatı kaymış şairlere ya da kendi saplantılı dünyalarının tutsağı olmuş deli dahi bilim adamlarına benziyor.Bütün megalomanisine rağmen Pele gibi burnu büyük gözükmüyor,sanki aramızda,mahallemizin deli dolu komşusu,bizden biri… Kendisi de futbol oynamış Kustarica,bir futbol efsanesinden çok,Meksikalı bir devrimciye benzettiği Maradona’nın çok ilginç bir kişiliği olduğunu düşünerek onunla ilgili bir film-daha doğrusu belgesel-yap...

TATSIZ GERÇEKLERİN FİLMİ:YUMURTA

Bir sahne ile "Yumurta" Yükleyen hakanipek6 YAZIYI OKUMADAN ÖNCE VİDEOYU İZLEYİNİZ İzleyicinin büyük çoğunluğu tarafından sevilmemesinde şaşılacak bir şey yok.Çünkü Yumurta,oldukça tatsız gerçeklerden bahsediyor.Ayrıca katılıma davet ediyor seyirciyi.Manüpülasyon yapmıyor,heyecanlı,sarsıcı olmak için kendini zorlamıyor.Filmin meramı olan o tatsız,tuzsuz gerçekler,gündelik hayatın hayli sıradan sayılabilecek olguları içinde sunuluyor “Yumurta” Semih Kaplanoğlu’ nun çok tartışılan filmiydi.Siyad ödüllerinin tamamını kazandıktan sonra,medyada -genelde sinema yazarı olmayan- kimi yazarlar “seyircinin beğenmediği,anlaşılmaz ve sıkıcı” olduğunu söyledikleri böyle bir filme neden bütün ödüllerin verilmiş olduğunu anlamadıklarını söylüyorlardı.Gelgelelim meslekten eleştirmenlerin çoğu yere göğe sığdıramadı bu filmi.Üstelik altın portakal ve yurtdışı festivallerde beğeni ve çeşitli ödüllerle karşılandı.Bugün artık Semih Kaplanoğlu dünyanın en önemli ödüllerden biri olan Berlin ...

İnsanın kaderine boyun eğerken kaderini seçtiği o an:Kader Anı!..

Kader_ Anı Yükleyen hakanipek6 . - TV dizilerini ve programlarını online izleyin. Önemli not:Yazıyı okumadan önce videoyu izleyiniz!.. “Kader” Zeki Demirkubuz’un temel izleklerinin en olgun ve en görkemli biçimde boy gösterdiği filmidir.Bana kalırsa filmografisinin en iyisi.İnsana dört bir yanı alevlerle çeper içine alınmış bir cehennem tasviri izlenimi veren bir dünyadır bu KADER Mİ? YAZGI MI? İnsanın yaşamı kendi özgür iradesinin ve özgür seçiminin bir sonucu mudur?Yoksa özgür irade, davranışlarımızın kökeninde temel nedenleri bilemeyişimiz yüzünden yaşadığımız bir yanılsama mıdır?Bunlar çoğumuza beylik felsefi sorunlar gibi görünebilir.Çoğunlukla kendi yaşamımızı kendi tercihlerimiz doğrultusunda özgürce kurduğumuza inanma eğilimindeyiz.Ne var ki,yaşamda genellikle özgürce seçimler yapma şansını kaçırırız.Tecrübesizliğimizden,davranışlarımızın bütün sonuçlarını önceden kestirebilme imkansızlığımız yüzünden.Ya da hata yaptığımızı göre göre,hiç istemediğimiz yönlere savurur kimi...

Üçüncü Sayfa: Meşru zemini ve meşru vasıtaları olmayan film...

Üçüncü Sayfa Yükleyen hakanipek6 . - Film ve TV kanalındaki diğer videolara göz atın Önemli not:Yazıyı okumadan önce videoyu izleyiniz!.. İnsanların başkalarınca yazılmış senaryolarda istemedikleri rolleri oynadığı,kurtarılmayı bekleyen kişilerin kurtarıcı rolüne soyunmak zorunda kaldıkları,en iyi oynanılabilen rolün kurban rolü olduğu bir dünyanın filmidir “Üçüncü Sayfa ”.. BİR SAHNE ÜZERİNDEN "ÜÇÜNCÜ SAYFA" İstanbulda –sigara yasağı uygulanmazdan yıllar önce-dumana boğulmuş kahvehanelerden biri.Ozamanki Cumhurbaşkanı Demirel,televizyonda,kendisine sorulan bir soru üzerine,”açık toplum”kavramına o çok bilinen üslubuyla ‘açıklık’ getiriyor.”Meşru zeminler ve meşru vasıtalarla olması koşuluyla,herkesin dilediğini söylemesinin demokrasi gereği “olduğunu söylüyor.Sanki oyunun kuralları mükemmelmiş de,bütün suç, oyunu kurallarına göre oynamak istemeyen mızıkçı oyunculardaymış gibi… O sırada televizyonun hemen altındaki masada,çok büyük ciddiyetle okey oy...