Kayıtlar

ziyaretçi yorumları etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

BLOG ZİYARETÇİLERİ NEDEN YORUM YAZMAZ?

Resim
Yorum yazan okur oldukça nitelikli bir okurdur:Okumakla kalmayıp tepkilerini ortaya koyacak kadar;yazara başka dünyaların,fikirlerin ve yorumların mümkün olduğunu gösterecek kadar etkin,fikirlerini ortaya koymaktan çekinmeyecek kadar medeni cesaret sahibidir Blog yazmaya 2009 yılında Arşimet Noktası ile başladım.Arşimet noktası her telden çalan “çorba” bir blog idi.Yazılar,denemeler,yaptığım bestelerden,okuduğum şiirlerden,söylediğim türkülerden teşekkül eden video klipler,karikatürler,mizahi yazılar…Ama sonradan baktım ki,blog yazıyorsan ya tümüyle ciddi takılacaksın,ya da ciddiyeti bırakıp sululukla iştigal edeceksin.Bundan yola çıkarak,Arşimet noktasında yazılara ağırlık verdim,karikatürlerim için “ Karaketörcü ” adlı bir başka blog oluşturdum.Hala yazıp çiziyorum ve bundan sonra da devam edeceğim.Önümüzdeki yıl için,Sinemanın Sanata Dönüştüğü An adlı bloguma sinema severlerin beğeneceğini umduğum çok sayıda sinema yazısı hazırlıyorum.Bir de alan adı ve hosting hizmeti satın alıp b...

AŞIK OLANLAR AŞK UĞRUNA YAKINLARINI GÖZDEN Mİ ÇIKARIYOR?

Resim
Bilimsel araştırma diye sunulan şeye bakınız:İnsanın etrafında gerçekten yakınlık ve dostluk kurabildiği yedi sekiz kişi olurmuş da,aşık olunca da bu sayı altıya yediye inermiş de…Yani ne hayatta hiç dostu olmadığını,kimseden gerçek anlamda yakınlık görmediğini söyleyenler inanının,ne de eşi dostu çok olduğunu söyleyenlere..Nasıl çekirdek aile diye bişey varsa,bir de çekirdek yapı varmış ağa… Radikal Gazetesinin haberi…Yakınlarda yapılan bilimsel bir araştırmanın sonuçlarına göre,aşık olan bir insanın en yakınları ve en iyi dostları arasından iki kişi eksiliyormuş…Çünkü aşık olma sürecinde insan,sevdiği kişiye o denli yoğunlaşıyormuş ki,beyninde diğer sevdikleri için yer azaldığından,mecburen en yakınları arasından iki kişiyi gözden çıkarmak zorunda kalıyormuş.Gözden çıkardığı kişilerden biri dostları arasından,bir diğeri de ailesi arasından oluyormuş…Zaten bir insanın yoğun duygusal bağla yakın olduğu kişi sayısı en fazla yedi sekiz kişi oluyormuş ... Bilimsel araştırma diye sunulan...

BİR HALKOYLAMASI FIKRASI!..

Resim
Referandumdan sonra "pilajlar ve sahiller partisi" CHP'nin bir çok üst düzey parti mensubu üyesinin "evet" oyu kullandığı ortaya çıkınca,Kemal kılıçdaroğlu böyle halt işleyen partilileri toplamış..Başlamış fırça atmaya... -Yav siz deli misiniz?hadi ben,bir kaza oldu oy kullanamadım..Sizin aklınızdan zorunuz mu var.. Evet oyu kullanan partililer; -Napalım demişler.İmam osurursa cemaat sıçar!.. www.karikaturistic.blogspot.com

HAYAT, HER ŞEYE RAĞMEN...

Resim
İnsanda tembellik arttı mı,gevşeme,sorumluluktan kaçma,rahatlama hissi baskın geldi mi,bu değişiklikler kaşınma isteğini de beraberinde getirir.Hani uyuz uyuz kaşınma derler ya… İnsanlarla temas azaldıkça,sorumluluk ve kaygı duygusundan kurtuldukça , kendi kendisi ile temas eder kişi..Başlar kaşınmaya…Bunu başkalarının yanında yapmayız.Ayıptır.Kaşınma,insanın kendi alemine dönmesinin işaretidir. Hayat her şeye rağmen kaşınmaya değer.Fırsat buldukça tembelliğe…Sanki binlerce yıl ömür sürecekmiş gibi rahatlamaya…Güneşin tadını çıkarmaya… Tembelce pinekleyen bir kedi gibi,yarın ne olacak diye kaygılanmaksızın, öylece uzanıp uyuklamaya… Tembellik ve aylaklık,sanıldığından zor bir varoluş biçimidir.İlk günlerin keyfini zaman geçtikçe işkence alır.Oblomov olamayız.Kendini alemden soyutlayıp münzevi hayat yaşayanlar gibi olamayız;ama hayat her şeye rağmen ,ara sıra da olsa,kaşınmaya değer… Tatil günlerinde,ya da örneğin bir deniz kıyısında aylak aylak dalgaları izlerken,ya da anlamsız tv kana...

YALANCI ÇOBAN CHP

Resim
CHP’liler referandum süreci boyunca anayasa değişikli kabul edilirse AKP’nin bütün ülkeyi ele geçireceği üzerine bolca komplo teorileri ürettiler.Ama görünen o ki seçmenlerin büyük çoğunluğu bu yaygaraları fazla ciddiye almadı.CHP Anayasa değişikliğine karşı yürüttüğü hayır kampanyasında zaman zaman çok doğru argümanlar ortaya attı,ama fazla ciddiye alınmadıklarından,kendilerine çok fazla kulak asan olmadı..Baykal da fazla ciddiye alınmıyordu,referandum sonrası ortaya çıkan tabloya bakılırsa Kılıçdaroğlu da öyle.Neden CHP yüzde yirmilik bir oy oranına ve sıcak denizlere sıkışıp kaldı?Neden onları ciddiye alanların sayısı bu kadar düşük?Aklıma daha önce yalan söylediği için köylüleri sürüye kurt saldırdığına inandıramayan “yalancı çobanın” durumu geliyor.Kılıçdaroğlu referandum mitinglerinde “türban sorununu çözecek tek partinin CHP olduğunu” söyledi,ama daha önce Akp’nin yapmak istediği türban serbestisi için anayasa değişikliği tasarısını Anayasa Mahkemesinde iptal ettirmekle kalmamı...

REFERANDUM SONRASI TÜRKİYE HARİTASI

Resim
Şüphesiz muhafazakar liberal AKP de değildir yoksulların,ezilenlerin partisi.Ama CHP,hiç değildir.Hatta AKP kadar bile değildir ezilen ve yoksullara yakınlığı. Referandum sonrası Türkiye haritası çok ilginç:”Hayır”cılar Akdeniz,Ege ve Trakya şeridine sıkışmış kalmış.Buna karşılık,Tunceli istisnası bir yana,kalan harita,”evet” haritası.Gerçi bazı güneydoğu illerindeki çok yoğun boykot nedeniyle “evet “haritası seçmen tercihlerini tam yansıtmasa da,yine de çok düşündürücü bir tablo bu.Akdeniz,Ege ve Trakyadaki güçlü “hayır” cephesinin nedeni,söylenildiği gibi bu bölgelerdeki seçmen çoğunluğunun görece bilinçli ve eğitim düzeyi yüksek olması mı ,yoksa refah düzeyinin diğer bölgelere oranla daha yüksek olması,yani tuzu kuruların çoğunlukta olması mi?Gerçekten üzerinde durulmaya değer bir soru.Sosyal Demokrat partilerin ezilen,yoksul insanların partisi olduğu söylenir ama göründüğü kadarıyla bunu Türkiye için söylemek mümkün değildir.Belki de CHP’nin hiçbir vakit sosyal demokrat nitelikt...

Savaşmayı değil, kazanmayı öğrenin!..(Yazan :Sinan İpek)

Resim
Tarihe bakarsanız, bir çok "savaş"ın hiç "savaşmadan" kazanıldığını; bir çok "savaş"ın da "çok iyi savaşıldığı halde" kaybedildiğini görürsünüz. Kazanmak, savaşmayı, ama gerektiğinde politik davranmayı, gerektiğinde geri çekilmeyi gerektiri...r. Bunu kişisel yaşantımıza göre yorumlarsak, çevremizde bir çok insanın kahramanca davranmadığını, beklediğini görürsünüz. Sert hocaya soru sormaya cesaret eden "sazanları" düşünün... Onlar göze batar ama sessizce bekleyen büyük çoğunluk kazanır. Ya da çok erdemli davrandığı halde istediğini bir türlü elde edemeyen insanlar ne çoktur. Oysa, hiç ortalıkta gözükmeyen bazı insanların sinsi sinsi istediğini elde ettiğine şahit olup şaşarsınız. Kabul ediyorum, bu öneri pragmatizmden başka bir şey değil. Ama işe yarıyor değil mi?

Kirlenme Şampiyonu!...

Resim
Elindeki o muazzam gücü az bulup,o gücü daha da artırarak her şeyin kontrolünü eline alma hırsına kapılmış olan Ak Partinin,her alanda yozlaşmaya doğru koştuğuna eminim.Özdemir Asaf yaşasa şöyle derdi herhalde:Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu.Birinciliği Ak Partiye verdiler...

Kirlenme Şampiyonu!...

Orhan Pamuk:Gündemden Düşmeyen Adam!...

Resim
Orhan Pamuk,kendisine Nobel armağanını da vermiş olan bugünkü tuzu kuru Avrupa aydınının tam da yerinde olmak isteyeceği bir yazar.Babadan zengin,rahat,huzurlu,ünlü saygın,çok sayıda sırıtkan pozunun gösterdiği kadarıyla da oldukça mutlu...Üstelik de siyasete bulaşıp elini kirletmemeye özen gösterdiği halde,verdiği bir röportaj yüzünden son derece "aykırı" ve "nonkonformist" görünen...Ama dünyamız,bugününü ve geleceğini, Orhan Pamuk gibi tuzu kuru aydınlara değil;büyük bir fikir ya da duruş uğruna bütün bir hayatını feda etmiş ya da İsa gibi yeryüzü kötülüklerinin kefaretini ödemiş aydınlara borçludur.

KADİRİZM ÜZERİNE!...

Resim
Kadirizm nedir?Bir yaşama biçimi midir?Bir felsefe midir?Hayata karşı bir duruş mudur?Kadirizmi tanımlamak öyle kolay değil,ama Kadri İnanır’ın çağrıştırdığı bir çok şeyle ilintili olduğu kesin ..Akla, fikirlerden çok bir imajı getiriyor Kadirizm..Galiba ünlü aktörün,sanat yaşamındaki belli bir filmden sonra başlamış olan bir şey bu,yanılmıyorsam.Altmışlı yılların ortalarında başlayan sinema kariyerinde kendi kuşağının en yetenekli oyuncularından biri olarak bir çok film çeviriyor,”Selvi Boylum Al Yazmalım” ile zirve yapıyor,ama gel gör ki, Türkan Şoray’la birlikte çevirdiği “Devlerin Aşkı”ndan sonra bir haller oluyor ona.Gilda’nın serbest bir uyarlaması olan bu filmde,köpek hırlaması,aslan kükremesi ve yılan tıslamasına benzer bir tavırla konuştuğu,insanı tedirgin edecek kadar vahşi göründüğü bir üslup geliştiriyor.Öyle ki,dost, düşman,erkek ,kadın herkesi tehdit etmeye başlıyor.Arkadaşının kızkardeşine sinirlenip “çalma o şarkıyı” diye bağırıyor,kadın dinlemeyince elinden gitarı çek...

İNSANLIĞI TEHDİT EDEN TRİBÜNDEKİ BOĞA

Resim
Boğayı hepimiz gördük...Matadordan yediği kılıç darbeleri yüzünden çok hiddetlenmişti.Tribündekilerin boğanın matadora daha hiddetli saldıracağını sandığı bir anda ,birdenbire tribünlere sıçramak için kullanacağı bir yükseltiye doğru koştu boğa.Şimşek gibi bir buçuk metre sıçrayıp tribündeki seyircilerin içine daldı.Bir anda can pazarına dönmüştü ortalık!Boğa,önüne kim çıkarsa çakıyordu 'Yaradana sığınıp!' Sonuç:40 yaralı. Hayatım boyunca boğa güreşi seyretmedim canlı olarak.Ama seyretmiş gibi oldum,bazen çok da zevkli olabiliyormuş...Gerçi ağır yaralanıp yoğun bakıma alınan iki kişiden biri 10 yaşında bir çocukmuş. Bu yaşta bir çocuğun başına gelenlere üzülmemek elde değil.Çocuk bile masum değil aslında o arenada.Ona bu ölüm oyununu seyrettirerek çoktan kirletmişler çünkü masumiyetini. Boğa için hedefini şaşırdı falan diyorlar ama asıl bu defa hedefini tutturdu.Türibündeki o rahat koltuklarında riske girmeksizin bir ölüm oyununu kendilerine zevk ve eğlence yapmanın o ürkünç ko...

HRANT DİNK'İN AYAKKABISINDAKİ DELİK

Resim
Hükümet,Hrant Dink'in, haksız yargılanması neticesinde almış olduğu cezaya karşı Dink'in ölmeden önce AİHM'ye açtığı davaya verdiği savunmasında,Hrant Dink'in "nefret" suçu işlemesi nedeniyle ceza aldığını savlayıp verilen cezanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olmadığı söylemiş.(Hani Hrant Dink bir yazısının bir yerinde Türk'ün zehirli kanı.. diye başlayan bir cümle varmış ya!)Güya (bir yazı ile değil,yazıdan çıkarıldığında her türlü yanlış anlamaya neden olabilecek tek bir cümle ile)"nefret" suçu işleyen Dink,nazileri savunan bir cezada Alman hükümetini haklı bulan AİHM kararına atıfta bulunarak, "nefret suçlarının düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği" bahsiyle verilen cezanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine uygun olduğunun teyit edilmesi istenmiş... Oysa ceza almasına neden olan bilirkişi raporunda,Dink'in önceki yazıları ve yazının bütünlüğü içerisinde değerlendirildiğinde,o cümlede herhangi bir suç...

HALİMİZE Mİ ŞÜKREDELİM?FOTOĞRAF ÇEKENE VERYANSIN MI EDELİM?

Resim
Çağımızda iletişim araçlarının bunca gelişmişliği,normal olarak dünya halklarını birbirine daha çok yaklaştırması,birbirinin acılarına karşı daha duyarlı kılması gerekirdi.Ama her nedense çoğu zaman tam tersi sonuçlara yol açtı. Mesela üçüncü sayfa haberleri vardır,insanların felaketleri,aile trajedileri,ya da insanın kanını donduracak şekilde sapıkça işlenen cinayetler...Bu tür haberleri ya önemsemiyor,ya görmezden geliyor,ya da bu tür vicdansızlıkları yapanlara karşı en ağır işkenceleri ya da idam yöntemlerini reva gördüğümüz öfkeli birkaç nutuk sallayıp sonra kendi işimize dönüyoruz. Bunların içinde en vahim olanı,olayları önemsememek galiba .Bunlara alışmak,bunları nüfusun kalabalıklığına kıyasla normal saymak.Oysa böyle tek tek olayları normal şeylermiş gibi kanıksamamız,daha büyük olaylar karşısında da duyarsızlaşmamıza neden oluyor.Mesela bir sel felaketi oluyor,kaç kişinin öldüğünü,kaç kişinin evsiz kaldığını öğrenip işimize geri dönüyoruz. Şaşırmamız için,hayrete ve dehşete dü...

ROBOCOP

Resim
Bir çete çatışmasında çete üyeleri tarafından kurşuna dizilerek acımasızca öldürülen polis memuru Alex Murphy'nin bedeni çelikten yapılmış bir robotla birleştirilir ve RoboCop adı verilir. Artık o yarı insan yarı robottur. Şehrin yeni ve güçlü koruyucusu RoboCop, en büyük suçlu Boddicker'le mücadele edecektir. Robocop filminin özeti kısaca bu.Ahlakın,değerlerin ve kültürün çöktüğü,devlet otoritesinin yok olduğu ve insanlığı mafyaöz çetelerin yönettiği bir distopyada,insanın doğası teknoloji ile sentezlenerek yaratılan “süper insan” sayesinde kapitalist uygarlık yoluna devam ediyor!Tıpkı insan aklı ile doğanın sentezlenmesi neticesinde elde edilen otomobillerle ,doğanın koyduğu sınırlara meydan okuyuşumuz gibi.. Şimdiki otomobiller ne rahat!...Klima,hidrolik direksiyon,otomatik vites,hava yastığı…Uzaklıkları anlamsız kıldığın,doğanın koyduğu sınırlara meydan okuduğun,zamanı hep hanene artı yazacak şekilde kısalttığın,modern yaşamın simgesi vazgeçilmez araç. Aslında bir yerden...

ŞU SIRALAR ÇOK YAKINIMA GELMİŞ OLAN SEFİL DÜNYAYA DAİR...

Resim
Şu sıralar dünya ile burun buruna gelmiş gibi hissediyorum kendimi...Şu sıralar dünya, nefesinin kötü kokusunu alacak kadar,delice bakışlarından tedirgin olacak kadar yakınımda. Hani o gazetelerin üçüncü sayfalarında yer alan haberler var ya.Onlara benzeyen bir tanesi gözlerimin hemen önünde cereyan ediyor.Arkadaşım dediğim kişiler arasında.Bu hikayeyi anlatmaya niyetim yok.Bu tanık olduğum hikayede,üçüncü sayfa haberlerinde olduğu gibi kanlar akmadı,ölüm gibi,yaralama gibi hadiseler vuku bulmadı.Bu olayı yaşayan insanlara dışarıdan baksak,normal dışı bir şeyler yaşanmakta olduğunu anlamak olanaksız.Ama bir trajedi var onların yaşantısında.insan gerçek bir trajedinin bu kadar yakınında olunca,ister istemez sıçrayan alev parçalarından nasibini alıyor. Bu olaylar bazen uykumu kaçırıyor.Olup biten bu şeyler... Bu kalleşlik,bu hıyanet,bu riyakarlık...Bir insanın hayatını alt üst edecek şeyler yaparken bu rahatlık, bana inanılmaz geliyor.Değersiz şeyler için çıkarılmış bu yangın,bu kundakçı...

SAAT TAM 12'Yİ VURDUĞUNDA HAYATIMIZI SOYUP SOĞANA ÇEVİREN O HIRSIZA KARŞI

Resim
Saat tam 12'yi geçiyor işte.Bir şey daha çalıp götürdü bir hırsız gibi hayat farkettiniz mi hepimizden.Ayak seslerini duyamadık,uzandığını sezemedik,fakat alıp götürdü bir şeyi,sızısı zangırdayıp duruyor boşlukta,işittiniz mi? Yaşımız ilerledikçe nasıl da kısalıyor günler,hangi mevsimde olursak olalım,nasıl da uzuyor geceler!..Her gün bu amansız hırsızlığa verdiklerimizin değeri artıyor,ne koyarsak koyalım ağır çekelim diye,yine de fire veriyoruz.Mazi olan mutlulukların,biten dostlukların,suyun üstüne yazılmış gibi dağılıp şekilsizleşmiş anıların yerini hiçbir şey alamıyor.Büyük yangınların acımasızca yıktığı bir şehirdeki gibi renkler matlaşıyor,sesler silikleşiyor,duygular sönüyor ve yüreğimiz, böğründen hançer yemiş gibi yığılıp yığılıp kalıyor... Bir gün daha çaldı en sinsi,en acımasız haliyle hayat.Acaba ne yitirdim diye sızlayan yüreğimi yoklayıp duruyorum.Biliyorum bir hayalet gibi fırlayıverecek önüme o verdiğim fireler..Fakat,böyle yaşanmaz ki,bu melankoli ile..Bunları iyi...

Bir Genç Adamın Dünyaya Meydan Okuması

Resim
O sabah uyandığında zıpkın gibi hissediyordu genç adam kendini.Gençti,enerjikti,güçlüydü...Hazırdı dünyaya meydan okumaya... Uyumadan önce yeni bir insan olmaya karar vermiş,hayatı boyunca bağlı kalacağı ilkelerini kesin olarak belirlemiş,İlkelerinden ödün vermemeye yemin etmişti.Kimseye boyun bükmeden yaşayacak,o andaki somut çıkarlarını düşünmeksizin doğru neyi gerektiriyorsa onu yapacaktı. En önemlisi, söyleyeceği çok önemli şeylerin olmasıydı.Genç adam her şeye en yüksekten,en geniş açıdan bakmasını, hem kendisi hem de içinde bulunduğu topluluk için,dünya için gerekli olanları çok iyi biliyordu. Ancak evine döndüğünde geçirdiği feci bir kaza sonrasında yükünü telef etmiş bir kamyon kadar perişan bir haldeydi.İçinden birkaç sövüp saymak geldi,ama bunun bir yararı olmayacağına kanaat getirip yorgun gözlerini kapattı,uyudu... Genç Adam,herkesin yeni fikirler,yeni bir dünya,yeni bir hayat enerjisi beklediğini sandığı bir dünyaya meydan okumaya kalkmıştı.Oysa dünya,görünmez engeller yığ...

MUTLULUĞUN TİCARETİ

Resim
Mutluluk ticaretini hiç sevmiyorum.Nelerin insana mutluluk getireceğine ilişkin formüllerden,reçetelerden klavuz ve yönergelerden hiç hoşlanmıyorum."İyi misin" sorusuna itarazım yok;ama "mutlu musun?" diye sorulmasından nefret ediyorum.Ne bana,ne başkasına... Saldırgan biri değilim;ama mutluluk oyunu oynayıp duranları boğasım gelir. Mutluluk sandıkları o şeyi bangır bangır ilan eden o tellalları..Dünyanın en uyumlu ikilisi pozlarına bürünen evli/bekar çiftleri,gülecek birşey olmadığı halde ehlikeyf olduğunu ilan etmek adına sırıtıp duranları,ciyak ciyak heyecan ve zevk gösterisi yapanları,hayattan en iyi nasıl tat alınacağını ballandırıp şekerlendirerek anlatmaya doyamayanları...Boğasım gelir! Hayır ne dertkoliğim,ne başkasının mutluluğuna tahammülsüzüm,ne de mutluluk karşılaşmayı ummadığım birşey... Ama bunun ticaretinden,tellalığından,şovundan nefret ediyorum.Para için de olsa,sırf iyilik için de yapılsa mutluluk ticaretinden... Herşey gibi mutluluk da kısıtlı bir...

hayvan hakları

Resim