Kayıtlar

hayvanlar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

​Koyun Sürüsü ve İnsan sürüsü

Resim
  ​ Van’da bir koyunun peşinden 333 koyunun atlayarak hayatını kaybetmesi haberi, ilk duyulduğunda akıl dışı bir olay gibi görünse de, aslında sürü psikolojisinin ne kadar güçlü ve tehlikeli olabileceğinin çarpıcı bir göstergesi. Bu trajik olay, sadece hayvanların değil, aynı zamanda insan topluluklarının da benzer dinamiklerle nasıl felaketlere sürüklenebileceği sorusunu gündeme getiriyor. Peki, bilim bu olayı nasıl açıklıyor ve insan toplumları neden benzer davranışlar sergiliyor? ​İçgüdüler ve Sürü Davranışının Evrimi ​Koyunların sürü halinde yaşaması, binlerce yıllık evrimin bir ürünü. Bu davranış, yırtıcı hayvanlara karşı savunmasız olan otçul hayvanlar için hayati bir hayatta kalma mekanizmasıdır. Sürü içinde hareket etmek, bireysel riskleri azaltır ve toplu olarak daha büyük ve daha karmaşık bir hedef oluşturarak avcıyı şaşırtır. Ancak, bu hayatta kalma stratejisinin bir bedeli vardır: bireysel aklın askıya alınması . ​Bu davranış, bir koyunun ne yaptığını sorgulamadan...

🪲 Bok Böceği: Microcosmos’un Sisifos’u

Resim
Microcosmos belgeselini izleyenler hatırlar: devasa bir sinematografik yakın planın içinde küçücük böcekler, devlerin dünyasında yaşıyormuş gibi görünür. Ama asıl devlik, onların sabrında ve amansız çabalarında saklıdır. İşte o böceklerden biri, mütevazı kahraman: bok böceği . Bok böceği, isminin çağrıştırdığı gibi, dışarıdan bakıldığında iğrenç bir uğraşın içinde görünür: hayvan dışkılarından yaptığı yuvarlak bir topu yuvarlar, sürükler, taşır. O siyah, bilyemsi nesne bizim gözümüzde pisliktir, değersizdir. Ama onun için yaşamın kendisidir; besin, yuva, gelecek kuşakların emanetidir. Belgeselde o küçük yaratığı izlerken, insan ister istemez kendi hayatının minyatür bir alegorisini görür. Sisifos’un Görevi Bok böceği topunu yuvarlar, yuvarlar, tam düzlüğe çıkacakken bir dalın dikenine takılır. Zorluk, sadece doğadan gelen engeller değildir; kaderin kendisi sanki böceğe oyun oynamaktadır. Dikenli budaktan topu kurtarmak için güç harcar, kanat çırpar, yere tutunur, tekrar dener. Sonund...

Kahrolası Pazartesi

Resim
  Apartman kapısından çıktım. Sokak hâlâ uykuda, ben de yarı uyanığım. İki adım gitmeden beynim alarm çaldı: “İlaç!” Günlük almam gereken ilaçları unutmuştum!  Geri döndüm, kapıyı açtım, ilaçları kutuya koydum, tekrar çıktım. Tam “Bu sefer tamam” derken… Hah! Anahtar kapıda kalmış. Otomatik kapı aparatı anahtara bağlı, o nedenle apartman dış kapısından içeri giremem. Mızmız oğlumu telefonla defalarca aradım, nihayet açtı. "Oğlum… Anahtarı kapıda unutmuşum. Getirir misin?"  Anahtar geldi, durağa yürüdüm. Sabah rüzgârı yüzüme hafifçe vuruyor, bana sadece şunu fısıldıyordu: “Bugün daha yeni başlıyoruz…” ........  Ofise girdim. Kahve kokusu, klavye tıkırtıları… Arkadaşlarım canlı, şakalaşıyor, birbirlerine enerji yayıyorlar. Onlar işlerini sevmeseler de uyum sağlamışlar. Ben ne sevmişim ne benimsemişim bu işi. Negatif enerji yaymamak için kendi içime çekildim. Ama içerisi de huzurlu değil. Kendi kendime “Hadi canlan!” baskısı yapıyorum. Biraz toparlanıyorum ama sinirler...

İnsanlığın dünyası daha az vahşet mi içeriyor?

Resim
Oğlum büyüdükçe soruları çoğalıyor.Onun büyümesi ile sorularının güçlüğü de artıyor.Hayvanların birbirini yemesi,ona normal geliyordu,besbelli ki son zamanlarda bunun trajik bir şey olduğunu fark etmiş ."Neden hayvanlar birbirini yiyorlar?" diye soruyor.Aslında tam ifade edebilse sorusu şöyle olacak belki: "Neden hayvanlar birbirini yemek zorundalar?" Çocuk büyüdükçe ölümün de son derece trajik bir şey olduğunu seziyor çünkü.Bir hayvanın bir başka hayvanı yemek için öldürmek zorunda olduğunu kabul edebilse de,ölen bir yaratığın bir daha yaşama dönemeyeceğini sezgisel olarak kavramaya başladı.Bunları biliyorum,anlıyorum.Elimden geldiği kadar ona dürüst yanıtlar vermeye çalışıyorum,ama bu soruya cevap vermekte zorlanınca,yalan söyleyerek "kıvırıyorum" . "Hayvanlar yaşamak için birbirlerini öldürmek zorunda olsa da,biz insanlar başka canlıları öldürmeyiz..Biz marketten alırız yiyeceklerimizi" diyorum:-)) Gün gelecek aslında ona kocaman bir ya...

Gönlümüzün Şampiyonu Sercan Yenice & Pascal

Resim
Tabiatı çıkarlarımız uğruna ezip yok ettiğimiz,her şeyi kendi rahat ve konforumuz için araçlaştırdığımız bir dünyada ne güzel bir manzara bu!...O sokaklarda çoğalıp sayılarının artmasından nefret ettiğimiz,belediyenin buna bir çare bulması için içten içe yalvardığımız köpekler,ne müthiş,ne zeki,ne duyarlı yaratıklarmış meğerse!..Paskal bunu kanıtlamadı mı?Ezip yok ettiğimiz tabiat,orada idi işte.Paskalın kılığına girmiş,bizlere doğa ile nasıl ilişki kurabileceğimizi fısıldıyordu. Yetenek Sizsiniz yarışmasını sürekli izlemek gibi bir takıntım yok.Ama finali izlediğime değdi.Yarışmacıların müthiş performansı nedeniyle değil,Sercan Yenice ve sevgili dostu Pascal'ı tanıma fırsatı bulduğum için.Köpeği ile oluşturduğu o mükemmel uyum,Pascal'a karşı davranışlarındaki o müthiş insancıllık,köpeğin performansını ödüllendirirken davranışlarındaki o yapmacıksız sevgi o denli etkiledi ki beni,keşke mümkün olsaydı da,bu müthiş adama sarılabilseydim!...Hayvanları seviyorum,ama ne yazık ki fob...

Kavanozun içindeki turuncu balık

Resim
Üç yaşındaki oğlum dün bir ara bayağı mutsuz hisediyordu kendini.Nedeni ise,her geçen gün ne kadar tuhaf olduğunu keşfettiğimiz kapı komşumuz,aynı yaşta oğlunu Bizimkiyle oynasın diye bırakması,yarım saat sonra da oğlumun bağırış çağırışlarına aldırmadan alıp götürmesiydi...Bu kadın gerçekten tuhaftı.Çocuğunu oynasınlar diye mi göndermişti yoksa hapishaneye ziyarete mi göndermişti,anlamakta güçlük çekiyorduk.Hep aynı şeyi yapıp oyunlarını bozuyordu.Bu kadarına da yeter artık edim,bağırdım çağırdım.Eşime"bir daha göndermesin" dedim.Her seferinde aynı şeyi yapıp çocuğu mutsuz etmesine artık katlanmamasını öğütledim. Berk'in(oğlumun) mutsuzluğu geçsin diye çarşıya çıkardık onu.Yorgundu,uyuya kaldı.Akvaryum balıkçısına girdik.Yüzlerce küçük balıktan,bir iki muhabbet kuşu bir de papağandan oluşan küçük bir dükkan..Ama bir şey daha vardı,minik bir yavru köpek.On onbeş metrekarelik dükkanda köpeciğin zor şer sığdığı üstelik dışarısını da görecek penceresi olmayan bir kafeste tut...