Kayıtlar

ironi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Çöküşün Estetiği: Kara Delik Metaforuyla Anlam ve Hiçlik Üzerine Bir Deneme

Resim
1. Giriş: Kişisel Krizden Kozmik Düşüşe Bu yazdıklarım, bir bataklık tarafından yavaşça yutulan ve bu durumu kanıksadığı için kendini kurtaracak hiçbir şey söyleyemediği halde bolca gevezelik yapan bir adamın hezeyanlarına benziyor olabilir. Belki de öyledir. Felsefe, çoğu zaman gündelik hayatın somut sıkıntılarından doğar. Günlerdir süren su kesintileri, dostların başına gelen trajediler, kalbe saplanan o ümitsiz yalnızlığın  hançeri… Tüm bunlar, kişisel bir çöküş hissinin ötesinde, varoluşa dair daha büyük, daha soyut bir sorgulamanın fitilini ateşler. Mutlu biri olsaydım, şimdi başka şeyler yazıyor olurdum. Ama mutluluk şans işidir ve ben bu aralar şanslı olanlardan değilim. Bu yüzden bu metin, somut yaşam deneyiminin ağırlığından yola çıkarak hayatın özünde bir “kara deliğe düşüş” olduğu tezine doğru bir yolculuktur. Yaşam, çoğu zaman “boktan ama hızlı” giden bir süreçtir. Su kesintileri, kuraklık tehdidi, Bacanağım Şahap’ın ve Eşimin kuzeni Serkan’ın kızının komada olmaları...

Kozmik Küstahlık

Resim
  1.  Acı çektiğimiz anlarda yüzümüze yerleşen bir gülümseme, genellikle bir metanet veya içsel güç göstergesi olarak yorumlanır. Zorluklar karşısında yıkılmadığımızı, irademizin acıdan daha büyük olduğunu kanıtlama çabasıdır. Ancak bu yaygın kanının ötesinde, çok daha derin ve rahatsız edici bir fikir yatar: teselli amacı gütmeyen, acının tam kalbinden doğan ve neredeyse küstahça bir gülümseme. Bu yüzden şimdi, acının en karanlık merkezinde parlayan o küstah gülümsemenin sırrına, evrenle paylaşılan o kozmik şakaya bakacağız. 2.  Acıyla başa çıkmanın en çarpıcı yollarından biri, kaderi pasifçe kabullenmek yerine, yaşanan trajediyi bilinçli bir tercihmiş gibi sunmaktır. Bu, "düşüşü kendi oyunuymuş gibi sahiplenme" eylemidir. Bu tavır, Nietzsche ’nin “ trajediyi sahneye koyma ” fikrine yakın dursa da ondan daha sinsi bir gülümseme içerir. Tanrı’nın bile gülümseyemediği bir noktada bizim sinsice gülümsememiz vardır. Kişinin, başına gelen felaketin müsebbibi kendisiymiş gibi...