Sümela Manastırı: Tanrı’ya Yakın, Dünyaya Uzak
Sümela Manastırı’na aşağıdan bakınca insanın aklına ilk gelen soru mimariyle ilgili değildir aslında: İnsan neden gidip de buraya yerleşir? Altındere Vadisi’nin yüzlerce metre yukarısındaki sarp kayalığa tutunmuş bu yapı, bugünün insanına neredeyse hayatı bilerek zorlaştırmak için seçilmiş bir yer gibi görünür. Oysa belki de onu anlamanın yolu soruyu tersine çevirmektir: Ya insanlar hayatı zorlaştırmak için değil, zaten yeterince zor olan hayattan uzaklaşmak için buraya çıktılarsa? Rivayetle Tarihin Karıştığı Sis Sümela’nın kuruluşu rivayetlerle tarihin birbirine karıştığı bir sisin içinde başlar. Gelenek, 4. yüzyılda Atina’dan gelen Barnabas ve Sophronios adlı iki keşişin Meryem Ana’ya ait olduğuna inanılan bir ikonanın izini sürerek buradaki mağaraya ulaştıklarını anlatır. İkonanın Aziz Luka tarafından yapıldığına, mucizevi biçimde bu dağa geldiğine inanılmıştır. Tarihçinin elindeki daha sağlam izler ise bizi çok daha sonraya, özellikle Trabzon Komnenosları dönemine götürür...