Kayıtlar

proust etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Zamanın Labirentinde Kaybolmak: Paylaşılamayan Anlar, Geriye Doğru Büyüyen Yaslar

Resim
I. Güller Solarken ve Hafızanın Tetiklediği Zaman " Hafızanın bahçesi çoraklaşmaya başlayınca, insan elde kalan son güllerin üzerine titrer. Kuruyup gitmesinler diye, sabahtan akşama kadar onları sulayıp okşuyorum: ‘Hatırlıyorum, hatırlıyorum ki unutmayayım!’" der Orhan Pamuk, Kara Kitap ’ta. Bu cümle, belleğin yalnızca geçmişi taşıyan bir depo olmadığını, aynı zamanda zamanın geçiciliğini fark ettikçe giderek daha fazla anlam yüklediğimiz kırılgan bir alan olduğunu gösterir. İnsan, yaşlandıkça ya da yaşamın sabitlenmiş anları içinde sıkıştıkça, artık akmayan zamanın içinden geriye dönüp kalanlara sarılma ihtiyacı duyar. Ancak ne kadar tutmaya çalışırsak çalışalım, o anlar elimizden kayar; ve belleğin tesellisi, çoğu zaman zamanın geçiciliğine atılmış çaresiz bir düğüm gibidir. Geçmişin üzerine titremek, aslında onun geri gelmeyeceğini bilerek yaşanan bir yas sürecidir. Üstelik bu yas, yalnızca sevdiklerimizin kaybıyla değil, aynı zamanda bizi biz yapan düşünce kalıplarını...