Kayıtlar

mikroblog etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

SAVUNMA ÇİZGİSİ Mİ?SAVUNMA ALANI MI?

Resim
Her türlü sivil özgürlüğün teminatı ve asgari koşulu olan laikliği savunmanın şimdiye kadar CHP’nin tekelinde olması,bu topraklarda laiklik kavramının başına gelmiş en büyük felakettir kanımca.. Hikayeyi biliyoruz.Atatürk işgal güçlerine karşı bir savunma çizgisi oluşturulmasını savunanlara karşı”Hat-ı müdafaa yoktur,sath-ı müdafaa vardır;o satıh bütün vatandır” diyerek karşı çıkmıştı.Laikliği tekeline almış görünen CHP,Atatürk’ün kurtuluş savaşındaki ana fikrini laiklik kavramına uyarlardı.Laikliği savunmak adına savunma çizgisi değil,savunma alanı fikrini benimsedi bu güne kadar.Yani laikliğe aykırılık şüphesi bulunan her hareketin üzerine şiddetli bir şekilde gidilmeliydi bu fikre göre.Örneğin üniversitelerde türban serbestisi getirmek,demokratik bir hakkın verilmesi değil,laik rejimi değiştirme planının bir parçası idi bu yaklaşıma göre.Böyle bir laiklik anlayışının kimin ekmeğine yağ sürdüğü artık çok açık durumda. YAZININ DEVAMI

REFERANDUM SONRASI TÜRKİYE HARİTASI

Resim
Şüphesiz muhafazakar liberal AKP de değildir yoksulların,ezilenlerin partisi.Ama CHP,hiç değildir.Hatta AKP kadar bile değildir ezilen ve yoksullara yakınlığı. Referandum sonrası Türkiye haritası çok ilginç:”Hayır”cılar Akdeniz,Ege ve Trakya şeridine sıkışmış kalmış.Buna karşılık,Tunceli istisnası bir yana,kalan harita,”evet” haritası.Gerçi bazı güneydoğu illerindeki çok yoğun boykot nedeniyle “evet “haritası seçmen tercihlerini tam yansıtmasa da,yine de çok düşündürücü bir tablo bu.Akdeniz,Ege ve Trakyadaki güçlü “hayır” cephesinin nedeni,söylenildiği gibi bu bölgelerdeki seçmen çoğunluğunun görece bilinçli ve eğitim düzeyi yüksek olması mı ,yoksa refah düzeyinin diğer bölgelere oranla daha yüksek olması,yani tuzu kuruların çoğunlukta olması mi?Gerçekten üzerinde durulmaya değer bir soru.Sosyal Demokrat partilerin ezilen,yoksul insanların partisi olduğu söylenir ama göründüğü kadarıyla bunu Türkiye için söylemek mümkün değildir.Belki de CHP’nin hiçbir vakit sosyal demokrat nitelikt...

Kirlenme Şampiyonu!...

Resim
Elindeki o muazzam gücü az bulup,o gücü daha da artırarak her şeyin kontrolünü eline alma hırsına kapılmış olan Ak Partinin,her alanda yozlaşmaya doğru koştuğuna eminim.Özdemir Asaf yaşasa şöyle derdi herhalde:Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu.Birinciliği Ak Partiye verdiler...

BOLU GÖLCÜK'TE HAFTA SONU

Resim
Epeydir merak ediyordum,Bolu Gölcük'ü.Ancak bir türlü fırsat olmamıştı.En sonunda gittik oğlum,eşim ve misafirlerimizle..Bolu'nun yüksekte,çam ormanları içinde kıvrıla kıvrıla giden daracık yollarla ulaşılan bir mesire yeri.İri kıyım çam ağaçlarının ayak ucunda bir deniz kızı gibi sereserpe uzanmış bir göl.İçinde en tembel gözün bile çabucak farkedeceği kımıl kımıl balıklar..Eşşsiz bir cennet köşesinden tesadüfen buralara düşmüşe benzeyen ibibik kuşları.Meşe,kestane gibi ağaçların ayak ucunda minik berrak derecikler oluşturmuş şırıl şırıl serin sular..Tarifi zor güzelliklerin şevkatli bir ana gibi başını daya diye uzatması göğsünü..Nazım Hikmet'in ilk defa avluya çıkardıklarında teninin güneş ışığı ile temas etmesiyle yaşadığı bahtiyarlığı çağrıştıran bir huzur duygusu..Görmek gerek:Gölcük tanımlanacak gibi değil! Tam karşımızda kimbilir belki de orman işletmesine ait bir villa var(resimdeki pembe villa).Oranın zenginlerden birine ait olduğunu sanan misafirimiz,böyle bir y...

UKALALIĞA ÖVGÜ!..

Resim
Ukalalık yapmaktan korkmayın!..Büyük,kocaman,iri laflar etmekten..Sofrada aslında başkalarına ayrılmış yere sanki size ayırmışlar gibi oturmaktan,şeytanın gör dediğini görmekten,büyük filozoflarla koğuş ya da asker arkadaşıymış gibi ahkam kesmekten...En doğrusunu kendiniz biliyormuş gibi görünmekten,tartışmalara son noktayı koymaktan,son sözün sizde kalması için inat etmekten... sizi görgüsüzlükle suçlayacaklar,sofranın en kötü yerine sürecekler,farklı bir gezegenden gelmişsiniz gibi davranacaklar,tutarsızlıklarınızı,hatalarınızı hoyratça yüzünüze vuracaklar,eğitim durumunuzu,kültür düzeyinizi alay konusu yapacaklar;sizi sıkıştırıp nefes almanızı engelleyen kendiler değilmiş gibi, bir de psikolojik yardım dilemişsiniz gibi terapiye kalkacaklar... İnat edin,ukalalığa devam edin..Siz devam ettikçe hem onlarda yılgınlık başlayıp pes edecekler;hem de siz deneye yanıla doğru,hesaplı ve tutarlı davranmayı öğreneceksiniz... Fakat bütün bunların sonunda kazanacağınız en büyük şey para,ün ya da...

ANALARIMIZI,BABALARIMIZI,ÇOCUKLARIMIZI AĞLATMAK İSTEYENLER ÇOK!...

Resim
Kürt sorununda, bizim gibi -aslında olmayan ama olması gereken- "türk-kürt kardeşliği" temelinde barış isteyenler değil;milliyetçiler kazandı...Hem kürt hem de türk milliyetçiliği..Ama aslında Türkiye kaybetti.Birkaç yıl içinde, birileri düğmeye bastığında kendilerine milliyetçi diyen sivil faşist faşist kitleler Türkiyenin her yerini savaş alanına çevirdiğinde,ard arda felaketler olduğunda..Göreceğiz Türkiye'nin ne kaybettiğini(umarım olmaz bunlar)

AYLAKLIĞA ÖVGÜ!...

Resim
Yıllık iznimi kullanmak için bazı planlarım vardı,ama o planlar bir şekilde yatınca,ben de "yattım!"Aylaklık ediyorum bol,bol...hiç birşey yapmadan,daha doğrusu webi saymazsak insanların içine pek çıkmadan geçiriyorum "tatilimi"..İnsanların dünyasına küsüp dağların kuytuluklarına,mağaraların gizliliğine sığınmış bir münzevi gibi...Bazen kendimi bu denli tembelliğe vurduğum için kızıyorum,ama kimbilir belki de şu an için ihtiyacım olan asıl şey budur.. Bazı insanlar, insanlarla etle tırnak gibi içiçe yaşamanın düşünü kurup dursalar da,münzevi yaradılışlıdır onlar,benim gibi..Onları, kuytu bir köşede belli belirsiz fısıldayan evrenin uğultusu kendine çeker..Kitap okuyanı,çok derin sorunlarla ilgileneni çoktur,ama çoğunlukla tembellik ruhlarına baskın gelip sindirir onları...Varolmak için sürekli yeni şeyler öğrenmek,üretmek,kabuk değiştiren bir yengeç gibi kendilerini yenilemek hoş gelse de kulaklarına,binlerce yıl ömür süreceklermiş gibi bir tembelliğe vurmak daha ç...

YETER SUYU BULANDIRMAYIN!…

yahudi kızın timsah gözyaşlarına profesörün cevabı Yükleyen hakanipek6 . - Yepyeni haber videoları Hıçkırıklara boğulmuş Musevi kızı,Profesörün söyledikleri karşısında onuru kırılmış,ağlıyor!..Profesörün kabahati ise şimdiki İsraille Nazileri karşılaştırmak…Kız profesörün bir antisemitik olduğundan eminmiş gibi “timsah gözyaşları” dökmeye devam ediyor.Profesör,belli ki alışık olmadığı şekilde sesini yükselterek,sözlerine kulak verilmesi için bağırıp çağırıyor…Ailesini Autscwitz toplama kampında yitirmiş bir Musevi olduğunu açıklıyor..Kalabalık dinleyiciler alkış,ıslık ve gürültü ile onun konuşmasını bastırmaya çalışıyorlar…Onun ne görüşleri ne de bir Musevi olarak geçmişi önemli değil onlar için…Onlar çoğunluk,İsrail’de güçlü bir devlet nasıl olsa..Güçlü olanın doğal olarak haklı olması gerektiğini dayatıyorlar.Öyle ise bir zamanlar Nazilerin yapıp ettiklerini ne hakla mahkum ettiklerini sormak lazım onlara madem ki güçlü doğal olarak haklı ise.Ama bu faydasız.Çünkü ...

ANKARA HATIRASI!…

Resim
      İki ay kadar önce Ankarada idim.Bir kaç günlük ziyaretimin nedenlerinden biri de,3 boyutlu "Avatar" filmini vizyondan kalkmadan görmekti.Eşim,oğlum ve ablamın yanısıra,yeğenlerim Murat Şanlısavaş ve Oğuz Mucurluoğlu da yanımdaydı.Diğerleri alışveriş merkezinde gezerken Ben,Murat ve Oğuz filmi izledik.Güzel,eğlenceli bir filmdi.Bu filmde 3 boyutlu sinemanın en gelişmiş teknolojisi uygulanmıştı.Fakat bazı yadırgatıcı şeyler de vardı.Örneğin arka plandaki nesneler normalden daha büyük görünüyorlardı.O kadar güzel çekilmişti,o denli cıvıl cıvıl fantastik bir dünya yaratılmıştı ki,keyif almadan izlediklerini söyleyenler,sanırım sinemanın o büyüleyici duygusunu yitirmişler.Üstelik kullanılan teknolojinin büyük sinema salonlarında izlemeyi zorunlu kılması nedeniyle bunun sinema için önemli bir yenilik olduğunu söyleyenlere hak veriyorum.Gel gelelim filmin hikayesini sıradan bulanlar ne yazık ki haklı.Fantezi türüne ait öğelerle bilim kurguya ait öğeleri bir arada...

“YUMURTA” FİLMİ ÜZERİNE BİR KAÇ NOT

Resim
      Filmin anlaşılmaz tuhaf görünmesinin en önemli nedeni de burada..Bir aydın olma sevdasına kapılıp da bunun uğruna bedel ödemeyi göze alamayıp yarı yolda kalmış  insanların içlerindeki Yusuf’u bastırmaları ve bilinçdışına itmeleri,filmin o kasvetli,soğuk ve hatta ürkütücü dünyasına girme yolunda doğal bir engel oluşturuyor…    SEMİH KAPLANOĞLU,Yusuf üçlemesi adını verdiği üç filminin sonuncusu ile hala Avrupanın en prestijli ödüllerinden biri olan Altın Ayıyı kazandı.Üçlemenin ilk filmi “Yumurta”yı sinema eleştirmenlerinin çoğu yere göğe sığdıramamış ve Siyad ödüllerine boğmuşlardı.Fakat medyanın önemli bir kısmı ve sinema izleyicilerine oldukça tuhaf gelmiş,bu filme bunca ödül verilmesini oldukça yadırgamışlardı.Sanıyorum Altın Ayı ile Semih Kaplanoğlu’nun başarısı uluslararası alanda taçlandırıldıktan sonra bu zor filmleri çözümlemeye daha istekli olacak izleyiciler..     Böylesine anlaşılmaz bulunmasının en önemli nedenl...

ULUSAL HİSLERİN UZMAN TERCÜMANI

  Türkiye düşmanı diye bir tabir var ya,bu adam tam bir Türkiye düşmanı olmalı   Yılmaz Özdil denilen Hürriyet gazetesi yazarı,hani Türkiye düşmanı diye bir tabir var ya,bu adam tam bir Türkiye düşmanı olmalı..Ahmet Türk’e polisin gözleri önünde atılan dayaktan sonra saldırganı övüyor,türk insanının duygularına tercüman olduğunu söylüyor.Polisin gözleri önünde olay gerçekleştiği halde “ emniyet müdürünün haksız yere gözden çıkarıldığını” söylüyor.Sonra böyle bir şeyin olacağını çoğumuzun tahmin ettiği gibi Samsun’da polisler şehit edildi..Özdil’e sormak gerekir,bir de şu hadiseyi tercüme etse ya!Dil bilmediğini,az buçuk Türkçe birazcık da ingilizce(tarzanca) bildiğini söyleyecek ve kürtçe bilmediği için tercümanlık yapamayacağını mı söyleyecek?Düpedüz “ajan,provokatör,kışkırtıcı”böyle adamlar.Yazar olmadıkları halde yazar geçiniyorlar.O polislerin ölümünde Yılmaz Özdil gibi povokatörlerin suçu yok mu?Ahmet Türk’e saldırı olayında yumruk atana hatta seyredene dava açan savcı,aç...