Kayıtlar

sosyalizm etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kozmik Yarık: İkilikler üzerine felsefi bir deneme

Resim
  BÖLÜM 1 — Kozmik Yarık: Birlik ile Çokluk Arasında Evrenin Ontolojik Açılması Evreni açıklamaya çalışan insan zihni, tarih boyunca birbirine rakip iki sezgi arasında gidip gelmiştir. Bir tarafta sonsuz çeşitliliği, dalgaları, dönüşümü, oluşu ve akışı temsil eden çokluk; diğer tarafta ise tüm bu çeşitliliğin ardında yatan tekil bir düzeni, bir ilkeyi, bir kökü, bir kaynağı arayan birlik düşüncesi. Bu gerilim, yalnızca metafizik bir tartışma değil; evrenin yapısını anlama çabasının ilk adımıdır. Michio Kaku ’nun modern fiziğin bulgularından yola çıkarak söylediği, “Dünya ile bizler birer hayal ürünüyüz. Bizler aslında yokuz. Evren gerçek değil,” cümlesi bu kadim tartışmanın günümüzdeki yankısıdır. Kaku’nun amacı dünyayı yok saymak değil; daha çok, fiziksel gerçekliğin temellerinin bizim sezgisel dünyamızla çakışmadığını vurgulamaktır. Yani “gerçeklik” dediğimiz şey göründüğü kadar katı ve değişmez olmayabilir; bu, ontolojiyi yerinden oynatan bir iddiadır. Kaku’nun dayandığı fizi...

Liberal Propagandanın Perdesini Aralamak: Memuriyet, Emek ve Dayanışma

Resim
  Bir Ezberin Hikâyesi Türkiye’de uzun yıllardır tekrarlanan bir ezber vardır: “Devlet şişkin, memur fazla, memurlar verimsiz.” Besim Tibuk ’un ünlü çıkışları (“grev yapsınlar da millet ne işe yaradıklarını görsün”) bu söylemin en bilinen sembollerindendir. Tibuk’un bu sözleri, yalnızca bir anekdot değil; Türkiye’de liberal ideolojinin kamu emekçilerine bakışının özlü bir ifadesidir. Oysa OECD verilerine bakıldığında tablo bambaşkadır: Türkiye’de kamu istihdamının toplam istihdam içindeki oranı %12–13’tür. OECD ortalaması ise %18–21 bandındadır (OECD, 2022). Yani Türkiye, kamu istihdamı bakımından düşük seviyedeki ülkelerden biridir. Buna rağmen, memur fazlalığı söylemi sürekli dolaşıma sokulmaktadır. Liberal İdeolojinin Türkiye’deki Seyri Liberalizm Türkiye’de hiçbir zaman Batı’daki gibi güçlü bir felsefi gelenek haline gelmedi. Daha çok, belirli tarihsel dönemeçlerde, özellikle de sermayenin ihtiyaç duyduğu anlarda öne çıkarıldı. 1950’lerde Demokrat Parti , “küçük devlet” ve “s...

Kapitalizmin Kuşatmasında Kuzey Kore: Alternatif Bir Yol Mümkün mü?

Resim
  1: Uluslararası Kapitalizmin Gölgesinde Kuzey Kore’ye Bakmak “Tarihin gaddar bir aynası var. Ona baktığınızda, dünyanın geri kalanı görkemli salonlarda dans ederken, kapının ardında sessizce açlık çekenlerin yüzlerini de görmek zorunda kalırsınız.” İşte bu ayna, Kuzey Kore’yi anlamanın en zorlayıcı unsurlarından biridir. Liberal propaganda, bu aynayı yalnızca bir yüzüyle tutar ve Kuzey Kore’nin karanlığını, baskısını ve sefaletini göstermekle yetinir. Peki ya aynanın diğer yüzü? Bu yüz, liberal dünyanın kendi çelişkilerini ve kapitalizmin kör edici yanlarını görmemizi sağlar mı? Görmek isteyenler için evet, ama sadece görmekle yetinmek mümkün değildir. Liberal Propaganda ve Gerçeklik Kapitalist dünyanın liberal söylemi, Kuzey Kore’yi “modern bir gulag”(*) olarak resmeder. İnsan hakları ihlalleri, lider kültü, açlık ve baskı hikayeleriyle süslenmiş bu anlatılar, Batı’nın ideolojik üstünlük iddiasını pekiştirmek için tasarlanmıştır. Elbette, bu anlatıların doğruluk payı yadsınamaz...