Kayıtlar

özgürlük etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Pasolini’nin Cesedi ve Özgürlüğün Karanlık Aynası

Resim
  Perdenin Parlak Işığı: Bedenin Bayramı O akşam, bir film festivalinin o kendine has, steril atmosferindeydik. Sinema salonunun loşluğu, perdeden yansıyan o grenli ama hayati enerjiyle dolu ışıkla yıkanıyordu. Pier Paolo Pasolini ’nin “ Canterbury Öyküleri ” (I racconti di Canterbury) dönüyordu. Pasolini, ortaçağ İngiltere’sinin o kaba, saba ama bir o kadar da yaşama sevinciyle dolu hikayelerini, bedenin ve cinselliğin bir tür şölenine dönüştürmüştü. Benim için o an izlediğim şey, sadece bir film değil, bir tür "beden ütopyası"ydı. Pasolini, " Hayat Üçlemesi " (Dekameron, Canterbury Öyküleri ve Binbir Gece Masalları) boyunca bedeni; modernitenin, sanayileşmiş toplumun ve o boğucu ahlakçılığın elinden alıp, ona kadim bir özgürlük iade ediyordu. Perdedeki figürler, arzularını sanki dünyanın ilk günüymüş gibi, hiçbir sınıfsal suçluluk ya da ahlaki yük taşıyormuşçasına yaşıyorlardı. Pasolini’nin kamerasında et kutsaldı; sistemin henüz köleleştiremediği, metalaştıramad...

Kozmik Döngü: Işığın ve Nefesin Yolculuğu

Resim
  Kozmik Döngü: Işığın ve Nefesin Yolculuğu   İki Doğum Hikâyesi Evrenin bebekliği ile insanın bebekliği arasında görünmeyen bir bağ var. Biri 13,8 milyar yıl önce , diğeri ise annemizin rahminde başlıyor. Biri ışığın özgürlüğe kavuşması, diğeri nefesin başlamasıyla anlam kazanıyor. İkisi de bir “karanlıktan çıkış” hikâyesi.   Evrenin İlk Nefesi Büyük Patlama ’dan sonraki ilk 380 bin yıl, evren opak bir plazma deniziydi . Elektronlar ve protonlar serbest dolaşıyor, fotonlar sürekli saçılıyordu . Işık, adeta hapsolmuştu. Sonra evren soğudu. Elektronlar protonlarla birleşerek nötr hidrojen atomlarını oluşturdu . Artık fotonların önü açıktı; evren ilk kez görünür oldu. Bugün hâlâ bu anın yankısını, kozmik mikrodalga arka plan ışıması olarak gökyüzünde ölçebiliyoruz. Bu, evrenin bebeklik fotoğrafı👇 İnsanın İlk Işığı Anne karnındaki bebek, loş, sıcak, dalgaların taşıdığı bir dünyada yaşar. Sesler filtreden geçer, ışık yarı saydam bir perde ardında hafifçe süzülür. Besin, ne...

Kavanozun içindeki turuncu balık

Resim
Üç yaşındaki oğlum dün bir ara bayağı mutsuz hisediyordu kendini.Nedeni ise,her geçen gün ne kadar tuhaf olduğunu keşfettiğimiz kapı komşumuz,aynı yaşta oğlunu Bizimkiyle oynasın diye bırakması,yarım saat sonra da oğlumun bağırış çağırışlarına aldırmadan alıp götürmesiydi...Bu kadın gerçekten tuhaftı.Çocuğunu oynasınlar diye mi göndermişti yoksa hapishaneye ziyarete mi göndermişti,anlamakta güçlük çekiyorduk.Hep aynı şeyi yapıp oyunlarını bozuyordu.Bu kadarına da yeter artık edim,bağırdım çağırdım.Eşime"bir daha göndermesin" dedim.Her seferinde aynı şeyi yapıp çocuğu mutsuz etmesine artık katlanmamasını öğütledim. Berk'in(oğlumun) mutsuzluğu geçsin diye çarşıya çıkardık onu.Yorgundu,uyuya kaldı.Akvaryum balıkçısına girdik.Yüzlerce küçük balıktan,bir iki muhabbet kuşu bir de papağandan oluşan küçük bir dükkan..Ama bir şey daha vardı,minik bir yavru köpek.On onbeş metrekarelik dükkanda köpeciğin zor şer sığdığı üstelik dışarısını da görecek penceresi olmayan bir kafeste tut...