Kayıtlar

politika etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yalnızlığın Ekonomi Politiği

Resim
  Kader Değil, Tarihsel Bir İnşa Yalnızlık çoğu zaman insanın içine doğduğu, kaçınılmaz ve değişmez bir yazgı gibi düşünülür. Doğarız, büyürüz, kalabalıklara karışırız, severiz, kaybederiz ve en sonunda kendi içimizin sessiz, loş odasında yapayalnız kalırız. Bu anlatıda elbette ki ontolojik bir hakikat payı vardır; insanın kendine ait, başkasına bütünüyle devredilemeyen, paylaşılamaz bir iç alanı daima bulunur. Fakat yalnızlığı yalnızca bu varoluşsal ve melankolik çerçeveye hapsetmek, onun toplumsal, ekonomik ve sınıfsal olarak nasıl üretildiğini görmemizi engeller. Çünkü herkes aynı biçimde, aynı şartlar altında yalnız değildir. Yalnızlık, sınıflar arasında eşit dağılmış homojen bir kader değil; üretim ilişkileri, mülkiyet düzeni, emek rejimi ve toplumsal dayanışma biçimleri tarafından anbean şekillendirilen tarihsel bir deneyimdir. İdeolojik Bir Perde Olarak "Evrensel Yalnızlık" Yalnızlığın evrensel ve mutlak bir insanlık hali gibi sunulması, çoğu zaman mevcut sistemin kusu...

Sınıf Sendikacılığı Bağlamında Türkiye'de Memur Sendika Hareketi

Resim
Türkiye'de Memur Sınıf sendikacılığının  bastırılması Türkiye’de memur sınıf sendikacılığı(*) , özellikle 2000’li yıllardan itibaren neoliberal yeniden yapılandırma sürecinde sistemli biçimde bastırılmış, sınıf olarak bütünleşme potansiyeli zayıflatılmış ve devletle çatışmayan, uyumlu bir konuma itilmeye çalışılmıştır. Bu süreç, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ideolojik, yapısal ve kültürel boyutlar içerir. Aziz Çelik’in (2012) Türkiye’de Sendikacılığın Krizi adlı çalışmasında da vurguladığı gibi, kamu emekçileri hareketi 1990’larda toplumsal muhalefetin taşıyıcı unsurlarından biri olarak öne çıkmışken, 2000 sonrasında parçalanmış ve işlevsizleştirilmiştir. Bunun temel nedenlerinden biri, devletin, sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda kamu yönetimini yeniden yapılandırmasıdır. Bu yeniden yapılandırma, kamu hizmetlerini metalaştırmakla kalmamış, aynı zamanda kamu çalışanlarını da bir “maliyet unsuru” olarak tanımlamış ve onların hak taleplerini bastıracak bir p...

Suriye’nin Kuzeyindeki Çatışmalar: İdlib, HTŞ ve Emperyalist Stratejiler

Resim
  Suriye’nin kuzeyindeki İdlib vilayeti, bir zamanlar bölgesel bir kriz olarak görülen çatışmaların artık küresel bir hesaplaşmanın merkezine dönüştüğü bir bölge haline geldi. Bu topraklar, sadece yerel bir mücadele alanı değil, aynı zamanda küresel güçlerin satranç tahtasında bir piyon gibi kullanılan vekil grupların sahnesi. Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ), bu satrançta hem yerel hem de uluslararası çıkarların kesişim noktası haline geldi. HTŞ’nin İdlib’deki sıkışmışlığı, yalnızca bir örgütün taktiksel sorunlarından ibaret değil. Aynı zamanda Suriye’nin geleceğini ve Ortadoğu’daki güç dengelerini etkileyen derin bir sorunlar ağının parçası. Türkiye, ABD, İsrail ve Rusya gibi aktörlerin, HTŞ ve çevresindeki güçler üzerinden geliştirdiği politikalar, sadece savaşın süresini uzatmakla kalmıyor, aynı zamanda bölge halklarını da derin bir belirsizliğe sürüklüyor. İdlib’de HTŞ ve Büyük Güçlerin Çıkarları HTŞ’nin İdlib’deki sıkışmışlığı, bir yandan örgütün radikal köktendinci ideolojisinin bö...