Kayıtlar

Nüfusu değil, sistemi dönüştürelim!

Resim
  GİRİŞ Nüfusun Kutsal Emri: Kadın Bedenine Yönelik Yeni Baskı Biçimleri Nüfus, tarih boyunca yalnızca demografik bir veri kümesi değil; aynı zamanda egemen aklın gücünü test ettiği, bedenleri hizaya soktuğu ve geleceği kontrol altına alma arzusunu meşrulaştırdığı bir alandır. Her toplum kendi gelecek tahayyülünü, o geleceğe kaç kişiyle varılacağını planlayarak inşa eder. Ancak bu planlama, çoğu zaman “kaç kişi” sorusunun ötesine geçip, “kim doğurmalı”, “ne zaman doğurmalı” ve “neden doğurmalı” sorularına dönüşür. İşte bu noktada, nüfus politikaları artık bir teknik alan olmaktan çıkar; kadın bedenini hedef alan politik bir müdahale biçimine evrilir. Günümüzde Japonya’dan Almanya’ya, Türkiye’den Macaristan’a kadar birçok ülke, doğurganlık oranlarındaki düşüşü gerekçe göstererek doğumları teşvik eden yeni stratejiler geliştiriyor. Aile politikaları, vergi indirimleri, çocuk bakım destekleri ve doğum izinleri gibi uygulamalarla süslenen bu stratejilerin görünüşteki amacı "toplumu ge...

Ben'in Trajedisi

Resim
  Benlik, canlı varlığın kendini merkeze alarak kurduğu geçici bir denge noktasıdır. Bir hücrenin zarını tanıması, dışarısını içeriye ayırması ne kadar ilkel bir davranışsa; insan zihninin "ben kimim" sorusuna verdiği yanıt da o kadar ilkel, o kadar temel bir çabadır. Ben, bütünü görmeyen ama bütünün içinden konuşan bir parçadır. Bu nedenle varlığı, hem zorunlu hem sınırlıdır. Yaşam, kaotik bir akıştan düzen çıkarmaya çalışan sistemlerin toplamıdır. Bu sistemler zamanla bir karar merkezine, bir "özneye" ihtiyaç duyar. Çünkü karar almak, bilgi işlemek ve tepki vermek için sabit bir referans gerekir. İşte benlik, bu referans noktası olarak evrimleşir. Ancak evrimin bu hediyesi, beraberinde bir lanet de taşır: kendini merkeze koyan bilinç, bütünün tamamını göremez. Parçanın merkezde olduğunu sanmasıyla trajedi başlar. Her benlik, bedenin çoklu sistemlerinden doğar. Haz ve acı, bu sistemler arasında bir tür iletişim dili kurar. Açlık, susuzluk, cinsel istek, korku, başa...

Sınıf Sendikacılığı Bağlamında Türkiye'de Memur Sendika Hareketi

Resim
Türkiye'de Memur Sınıf sendikacılığının  bastırılması Türkiye’de memur sınıf sendikacılığı(*) , özellikle 2000’li yıllardan itibaren neoliberal yeniden yapılandırma sürecinde sistemli biçimde bastırılmış, sınıf olarak bütünleşme potansiyeli zayıflatılmış ve devletle çatışmayan, uyumlu bir konuma itilmeye çalışılmıştır. Bu süreç, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ideolojik, yapısal ve kültürel boyutlar içerir. Aziz Çelik’in (2012) Türkiye’de Sendikacılığın Krizi adlı çalışmasında da vurguladığı gibi, kamu emekçileri hareketi 1990’larda toplumsal muhalefetin taşıyıcı unsurlarından biri olarak öne çıkmışken, 2000 sonrasında parçalanmış ve işlevsizleştirilmiştir. Bunun temel nedenlerinden biri, devletin, sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda kamu yönetimini yeniden yapılandırmasıdır. Bu yeniden yapılandırma, kamu hizmetlerini metalaştırmakla kalmamış, aynı zamanda kamu çalışanlarını da bir “maliyet unsuru” olarak tanımlamış ve onların hak taleplerini bastıracak bir p...