Kayıtlar

Marksist bir Perspektiften Kürt Sorunu

Resim
  Giriş: Yaklaşık 30–40 milyonluk nüfuslarıyla Kürtler, dünyanın devletsiz en büyük ulusu olarak anılır ve bir asırdır kendi kaderini tayin mücadelesi vermektedir. Marxist kuramda “uluslar sorunu” olarak nitelenebilecek bu durum, kapitalizmin ve emperyalizmin bölgesel dinamikleriyle iç içe geçmiştir. 20. yüzyıl başında birçok halk ulus-devletlerini kurarken, Kürtlerin coğrafyası ve stratejik kaynakları emperyal güçlerin paylaşım planlarına dâhil edildi. Nitekim I. Dünya Savaşı sonrasında imzalanan Sevr (1920) Antlaşması Kürtlere bağımsızlık ihtimali tanısa da uygulanamadı; Lozan (1923) Antlaşması ile Kürdistan toprakları Türkiye, İran, Irak ve Suriye arasında paylaştırıldı ve Kürtlerin kolektif ulusal talepleri fiilen boşa çıkarıldı. Bu yeni ulus-devletlerin hiçbirinde Kürtlere politik veya kültürel haklar tanınmadı; kendi kimliklerini koruma çabaları uzun süre “iç tehdit” muamelesi gördü. Marksist açıdan bakıldığında, Kürtlerin devletleşememe sorunu yalnızca etnik bir mesele değ...

YENİ SAVAŞ EKONOMİSİ Kapitalizmin Krizi ve Küresel Hegemonya Mücadelesi

Resim
Bölüm 1: Ukrayna Savaşı ve Yeni Küresel Denklem  I. Ukrayna Savaşı: Küresel Çatışmanın Yeni Sahnesi      Ukrayna’daki savaş, yalnızca bir bölgesel çatışma değil, aynı zamanda küresel kapitalizmin içinde bulunduğu ekonomik ve politik dönüşümün bir yansımasıdır. Batı'nın uzun süredir uyguladığı genişleme stratejisi ile Rusya'nın bunun karşısında geliştirdiği tepki, bu çatışmayı yeni bir soğuk savaşın en kritik alanı haline getirdi. 1 . NATO’nun Genişlemesi, Rusya’nın Reaksiyonu ve ABD’nin Yeni Stratejisi     NATO’nun 1990’lardan itibaren Doğu Avrupa’ya doğru genişlemesi, Rusya tarafından Batı’nın hegemonik ilerleyişi olarak algılandı. Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO’ya katılımı gündeme geldiğinde, Putin 2008 Gürcistan Savaşı ve 2014 Kırım İlhakı gibi doğrudan müdahalelerle Batı’nın ilerleyişine karşı koymaya başladı.    ABD ise bu süreçte Rusya’yı askeri bir bataklığa sürükleyerek yıpratma stratejisi izledi. Ukrayna’ya yapılan devasa askeri yardımlar (...

Küresel Teknoloji Rekabetinin Yeni Cepheleri: Çin ve ABD’nin Yapay Zeka Savaşı

Resim
  Teknoloji çağında üstünlük yarışı, sadece ekonomik bir güç mücadelesi değil, aynı zamanda siyasi ve stratejik bir savaş alanı. Çin, ileri yapay zeka modelleri ve büyük veri tabanına dayanan teknolojik ekosistemiyle liderlik hedeflerken, ABD yeni bir hamle olarak "Stargate Projesi"ni başlatarak küresel rekabette üstünlük kurmayı amaçlıyor. Bu makalede, Çin’in son yapay zeka modellerindeki yenilikler ve Stargate Projesi’nin potansiyel etkileri detaylı şekilde ele alınacak.  Ç in’in Yeni Yapay Zeka Modeli: Rekabetin Zirvesine Giden Yol Çin’in Yeni Modeli: DeepSeek R1 Çin’in teknoloji firmalarından biri olan DeepSeek, kısa bir süre önce R1 adını verdiği yeni nesil yapay zeka modelini piyasaya sürdü. Bu modelin özellikleri ve potansiyeli, yapay zeka rekabetinde Çin’in yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Öne çıkan yenilikleri şu şekilde sıralanabilir: Matematik ve Programlama Yetenekleri: DeepSeek R1, özellikle matematiksel problemleri ve programlama görevlerini çözmede...

Trump Rejimi: Bir Dönemin Anatomisi ve Küresel etkileri üzerine

Resim
     Donald Trump’ın ilk  başkanlık dönemi (2017-2021) ve sonrasında Amerikan siyasetindeki etkileri, yalnızca ABD için değil, küresel düzende de derin izler bırakmıştır. Trump, popülist söylemleri, agresif dış politikası ve iç politikadaki kutuplaştırıcı hamleleriyle, hem ABD iç siyasetinde hem de uluslararası arenada tartışmalı bir lider olarak tarihe geçti. Onun liderliği, yalnızca politik bir dönemi değil, aynı zamanda ABD’nin küresel rolüne dair süregelen bir paradigmayı yeniden şekillendiren bir hareketin simgesi haline geldi.     Bu makalede, Trump rejiminin temel özelliklerini, ABD siyasetine ve küresel düzene etkilerini ve Trump döneminin bıraktığı mirası analiz edeceğiz.     Donald Trump’ın politik söylemi, popülizmin en saf halleriyle şekillenmiştir. Bu liderlik tarzı, toplumdaki bölünmelerden güç almış ve onları daha da derinleştirmiştir. Trump’ın başkanlık kampanyasının merkezinde yer alan “Make America ...

İNSANLIK VE “İNSANÜSTÜ ZEK” ÜZERİNE BİR YOLCULUK

Resim
  Modern dünyada yaşanan hızlı teknolojik gelişmeler, kulağa her ne kadar heyecan verici gelse de, birçok uzman aynı zamanda karanlık senaryolardan da bahsediyor. Nükleer silahların yıkıcı potansiyeli, küresel ısınmanın tetiklediği iklim felaketleri ve hızla gelişen biyoteknolojinin içerdiği riskler, insanlığın kendi kendini yok edebileceğine ilişkin kaygıları gün geçtikçe artırıyor. Peki, bilim insanları ve fütüristler bu konuda ne diyor? Yapay zekânın (YZ) veya “insanüstü zekâ”nın devreye girmesi, bizi bu felaket senaryolarından kurtarabilir mi? Yoksa daha büyük bir tehlikenin kapılarını mı aralıyor? Bu yazıda, insan uygarlığının “kendi kendini yok etme” ihtimalini ele alacak ve bu endişenin ardındaki temel bilimsel ve felsefi düşünceleri, popüler bilim dergilerine yaraşır bir dille inceleyeceğiz. Ayrıca, konuyla ilgili temel kavramları ve birkaç tarihsel örneği aktararak, bu tartışmada niçin “insanüstü zekâ” olasılığının hem umut hem de tedirginlik uyandırdığını ortaya koyacağız...