Kayıtlar

Yapay Zeka :Dalkavukluğun Riskleri Üzerine

Resim
 ChatGPT'nin Ruhu: OpenAI'nin İnsan Zihninin Labirentinde Kayboluşu ve Kendini Arayışı Giriş:Yapay Zekanın Beklenmedik Yüzüyle Karşılaşmam Yapay zeka devrimini yıllardır yakından takip ediyorum. Silikon Vadisi'nin parlak vaatlerini, trilyon dolarlık değerlendirmeleri ve "dünyayı değiştirme" iddialarını dinleyerek sayısız saat geçirdim. Ancak geçtiğimiz günlerde Gazete Oksijen'de okuduğum New York Times kaynaklı bir haber, beni tüm bu koşturmacanın ortasında durup derin bir nefes almaya zorladı. Bu haber, teknoloji dünyasının bildik "büyüme ve etkileşim" hikayesinin karanlık bir yüzünü, insan psikolojisi üzerindeki derin ve öngörülemeyen etkilerini bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyordu. Hikayenin merkezinde, yapay zeka çağının öncüsü OpenAI vardı. New York Times makalesine göre şirket, bir yandan tarihin en hızlı büyüyen ürününü yönetme baskısı altında ezilirken, diğer yandan bu ürünün bazı kullanıcılarını nasıl tekinsiz bir psikolojik girdaba s...

Yapay Zekanın Görünmez Krizi

Resim
    Büyünün Ardındaki Fatura ChatGPT gibi bir yapay zeka aracını ilk kullandığım anı dün gibi hatırlıyorum. Boş bir metin kutusuna sorduğum karmaşık bir soruya, saniyeler içinde tutarlı, yaratıcı ve neredeyse insani bir cevap gelmişti. Bu, kelimenin tam anlamıyla bir sihir anıydı. Ekranda beliren harflerin arkasında ne bir motor gürültüsü ne de bir fabrika dumanı vardı; sadece soyut, elle tutulmaz bir zeka pırıltısı. Bugün milyonlarca insan, her gün bu sihri deneyimliyor: bir şiir yazdırıyor, göz alıcı bir resim ürettiriyor ve bu teknolojiyi hayatlarının ayrılmaz bir parçası haline getiriyor. Ancak bu soyut sihrin arkasında, son derece somut, devasa ve inanılmaz derecede enerji tüketen bir altyapı yatıyor: veri merkezleri, sunucular, soğutma sistemleri ve durmaksızın çalışan on binlerce çip. Bu sihrin bedelini sorgulamaya başlamam, tam da bu çelişkiyi fark ettiğimde oldu. Bu görünmez altyapının faturası neydi ve bu faturayı ödemeye hazır mıydık? Bu soruların peşine düştüğümde...

Kozmik Yarık: İkilikler üzerine felsefi bir deneme

Resim
  BÖLÜM 1 — Kozmik Yarık: Birlik ile Çokluk Arasında Evrenin Ontolojik Açılması Evreni açıklamaya çalışan insan zihni, tarih boyunca birbirine rakip iki sezgi arasında gidip gelmiştir. Bir tarafta sonsuz çeşitliliği, dalgaları, dönüşümü, oluşu ve akışı temsil eden çokluk; diğer tarafta ise tüm bu çeşitliliğin ardında yatan tekil bir düzeni, bir ilkeyi, bir kökü, bir kaynağı arayan birlik düşüncesi. Bu gerilim, yalnızca metafizik bir tartışma değil; evrenin yapısını anlama çabasının ilk adımıdır. Michio Kaku ’nun modern fiziğin bulgularından yola çıkarak söylediği, “Dünya ile bizler birer hayal ürünüyüz. Bizler aslında yokuz. Evren gerçek değil,” cümlesi bu kadim tartışmanın günümüzdeki yankısıdır. Kaku’nun amacı dünyayı yok saymak değil; daha çok, fiziksel gerçekliğin temellerinin bizim sezgisel dünyamızla çakışmadığını vurgulamaktır. Yani “gerçeklik” dediğimiz şey göründüğü kadar katı ve değişmez olmayabilir; bu, ontolojiyi yerinden oynatan bir iddiadır. Kaku’nun dayandığı fizi...