Kayıtlar

AYDIN DOĞAN ULUSLARARASI KARİKATÜR YARIŞMASI ÖDÜLLERİ(2010)

Resim
    Aydın Doğan Vakfının her yıl düzenlediği Uluslararası karikatür yarışması ödülleri açıklandı.Birincilik ve üçüncülük ödüllerini 2 türk sanatçı kazanırken,ikincilik ödülü Rus karikatürist Sergeı Bobylev’ in oldu.     Daha önce Addi İpekçi adına düzenlenen bu yarışma,dünyanın en önemli karikatür etkinlikleri arasında gösteriliyor.İlk üçe iki Türk sanatçının girmesi belki tartışma konusu yapılabilir.Ancak jüri tümüyle Türklerden oluşmadığı için taraflı olup olmadığı tartışmasının gereksiz olduğunu düşünüyorum.Bilinen bir gerçek,Türkiye’de karikatür sanatının her zaman çok gelişmiş olduğudur.Medyada pek yer bulamasa da,Türk sanatçıları geçmişten günümüze sayısız uluslar arası yarışmada dereceye girmişlerdir.Karikatürü yüksek bir sanat dalı olarak gören karikatür sanatında olsun,popüler karikatür sanatında olsun,ülkemiz bu alanlarda çok önemli bir konumda.     Ahmet Öztürk Levent’in karikatürü Filistin sorunu üzerine.Mesajı gayet açık,a...

DİKTATÖRÜN “VİCDAN SAHİBİ” OLANI!…

Resim
Nazilerle ilgili filmlerin çoğunda ,başta Hitler olmak üzere,en büyük rütbelisinden en küçük rütbeli olanlara kadar hemen hepsi su katılmamış bir canavar olarak gösterilirler.Yani sanki bunlar,boş vakit bulabildiklerinde minik bebekleri falan boğazlayan,evleri, barınakları Drakulanın şatosunu andıran,yüzlerinde her zaman iblis ifadesi eksik olmayan kişilerdir.Oysa gerçek öyle değildi!..     Sapık kimdir?Vicdansız olan,kalpsiz ve ruhsuz olan nasıl biridir?Gazetelerin üçüncü sayfalarına,televizyonların haber bültenlerine bakarsanız üç beş kuruş için adam boğazlayanlar,kıskanç vahşiler,kural tanımaz canilerdir.Amerikan İngiliz işi seri cinayet romanlarına,filmlerine bakarsanız,bunlar önceden karanlık planlar yapan zeki,soğukkanlı ve karanlık ruhlu kişilerdir.Ama bunların peşindeki zehir hafiyelerden,cinayet masası uzmanlarından daha akıllı olmadıklarından hesaba katmadıkları bir açıkları yüzünden sonunda adaletin pençesine düşerler.     Bir zamanlar gaz...

DOĞRUCU DAVUT HANGİSİ?

Resim
  Şu karikatürüm üstüne konuşmak istiyorum.Sol taraftaki burnu ve kulağı küpeli adamla sağdaki burnundan ve kulağından kıllar fışkıran adam hakkında..    Fakat ilk olarak bunlardan birinin sağ tarafta diğerinin sol tarafta olmasının onların temsil ettiği siyasal görüşlerle bir alakası olmadığını belirtmeliyim.Karikatürün bu şekilde düzenlenmiş olmasının tek nedeni okunmasını kolaylaştırmaktır.   Soldaki adam doğruların patenti için başvuru yapıyor.hem de yeryüzünde ne kadar doğru varsa patentini istiyor.Tavrına dikkat ediniz.Karşısındaki memura bu isteğinin yerine getirilmesi zorunlu imiş gibi emrivaki yapıyor.   Sağdaki herifse böyle bir isteğin ne denli uçuk kaçık olduğunu anlamış;evrakları bile görmeden kendi meşrebine göre başvuruyu reddediyor..   Bu adamlardan biri ayakları yere basmayan fanteziyi,diğeri ise sağduyuyu mu temsil ediyor?Olabilir.Peki siz hangisinden yana olmayı tercih ederdiniz?Burnu küpeli fantezi kaçığı herifi mi,yoksa burnu...

ANKARA HATIRASI!…

Resim
      İki ay kadar önce Ankarada idim.Bir kaç günlük ziyaretimin nedenlerinden biri de,3 boyutlu "Avatar" filmini vizyondan kalkmadan görmekti.Eşim,oğlum ve ablamın yanısıra,yeğenlerim Murat Şanlısavaş ve Oğuz Mucurluoğlu da yanımdaydı.Diğerleri alışveriş merkezinde gezerken Ben,Murat ve Oğuz filmi izledik.Güzel,eğlenceli bir filmdi.Bu filmde 3 boyutlu sinemanın en gelişmiş teknolojisi uygulanmıştı.Fakat bazı yadırgatıcı şeyler de vardı.Örneğin arka plandaki nesneler normalden daha büyük görünüyorlardı.O kadar güzel çekilmişti,o denli cıvıl cıvıl fantastik bir dünya yaratılmıştı ki,keyif almadan izlediklerini söyleyenler,sanırım sinemanın o büyüleyici duygusunu yitirmişler.Üstelik kullanılan teknolojinin büyük sinema salonlarında izlemeyi zorunlu kılması nedeniyle bunun sinema için önemli bir yenilik olduğunu söyleyenlere hak veriyorum.Gel gelelim filmin hikayesini sıradan bulanlar ne yazık ki haklı.Fantezi türüne ait öğelerle bilim kurguya ait öğeleri bir arada...

“YUMURTA” FİLMİ ÜZERİNE BİR KAÇ NOT

Resim
      Filmin anlaşılmaz tuhaf görünmesinin en önemli nedeni de burada..Bir aydın olma sevdasına kapılıp da bunun uğruna bedel ödemeyi göze alamayıp yarı yolda kalmış  insanların içlerindeki Yusuf’u bastırmaları ve bilinçdışına itmeleri,filmin o kasvetli,soğuk ve hatta ürkütücü dünyasına girme yolunda doğal bir engel oluşturuyor…    SEMİH KAPLANOĞLU,Yusuf üçlemesi adını verdiği üç filminin sonuncusu ile hala Avrupanın en prestijli ödüllerinden biri olan Altın Ayıyı kazandı.Üçlemenin ilk filmi “Yumurta”yı sinema eleştirmenlerinin çoğu yere göğe sığdıramamış ve Siyad ödüllerine boğmuşlardı.Fakat medyanın önemli bir kısmı ve sinema izleyicilerine oldukça tuhaf gelmiş,bu filme bunca ödül verilmesini oldukça yadırgamışlardı.Sanıyorum Altın Ayı ile Semih Kaplanoğlu’nun başarısı uluslararası alanda taçlandırıldıktan sonra bu zor filmleri çözümlemeye daha istekli olacak izleyiciler..     Böylesine anlaşılmaz bulunmasının en önemli nedenl...

“Fakir ama onurlu” yurttaşlarımızın sıradışı serüvenleri…

Resim
  DAHA FAZLA KARİKATÜR İÇİN : http://karikaturistic.blogspot.com/

düm tek cıs taka…

Resim
  Bilgisayarda  bir müzik bestesi daha yaptım!…Daha nice nice bu türden paylaşımlara!… keşke herkes bir anda bütün dertlerini unutsa..bütün dünya sokağa çıksa...vur patlasın çal oynasın yapsa..hiç değilse 10 dakikalığına..(müzik:hakan ipek)