Hayatta Kalma Eşiği İnsanlık, tarihinde ilk kez tanrılar, krallar veya ideolojiler tarafından çizilmeyen bir eşikte duruyor. Bu yeni eşiği, bizzat kendi üretim gücümüz, kendi hızımız ve kendi zekâmız belirliyor. Yüzyıllardır adına "ilerleme" dediğimiz yolun sonuna geldik; artık karşımızdaki, bir ilerleme değil, bir "hayatta kalma eşiği"dir. Bu eşik, bizi yalnızca ne yapabileceğimizle değil, kim olduğumuzla ve daha da önemlisi, birlikte nasıl var olacağımızla yüzleşmeye zorluyor. Bu varoluşsal gerilimin merkezinde, zekâsı ve uyum yeteneğiyle çağımıza ilham veren, ancak yalnızlığıyla da en büyük tehlikemizi fısıldayan bir canlı duruyor: ahtapot . Ahtapot Zekâsı: Uyumun ve Yalnızlığın Metaforu Çağımızın temel çelişkisini, yani bireysel olarak ulaştığımız olağanüstü yetenekler ile kolektif olarak içinde bulunduğumuz derin çıkmazı anlamak için ahtapot metaforu güçlü bir analitik araç sunar. Ahtapot, zekânın salt hesaplama gücü olmadığını, aynı zamanda çevreyle bütünle...
Microcosmos belgeselini izleyenler hatırlar: devasa bir sinematografik yakın planın içinde küçücük böcekler, devlerin dünyasında yaşıyormuş gibi görünür. Ama asıl devlik, onların sabrında ve amansız çabalarında saklıdır. İşte o böceklerden biri, mütevazı kahraman: bok böceği . Bok böceği, isminin çağrıştırdığı gibi, dışarıdan bakıldığında iğrenç bir uğraşın içinde görünür: hayvan dışkılarından yaptığı yuvarlak bir topu yuvarlar, sürükler, taşır. O siyah, bilyemsi nesne bizim gözümüzde pisliktir, değersizdir. Ama onun için yaşamın kendisidir; besin, yuva, gelecek kuşakların emanetidir. Belgeselde o küçük yaratığı izlerken, insan ister istemez kendi hayatının minyatür bir alegorisini görür. Sisifos’un Görevi Bok böceği topunu yuvarlar, yuvarlar, tam düzlüğe çıkacakken bir dalın dikenine takılır. Zorluk, sadece doğadan gelen engeller değildir; kaderin kendisi sanki böceğe oyun oynamaktadır. Dikenli budaktan topu kurtarmak için güç harcar, kanat çırpar, yere tutunur, tekrar dener. Sonund...
Sermayenin dönüşümü ve Sevimli Canavarlar (Monsters İnc) Sinema,popüler kültür ürünü olsun olmasın, çoğu zaman iddia edildiği gibi sadece bir "eğlence" aparatı ya da yaratıcısının zihnindeki berrak fikirlerin bir projeksiyonu değil. Aksine, bir sanat eseri, içine doğduğu toplumsal formasyonun, ekonomik yapının ve tarihsel krizlerin "bilinçdışı bir haritası" olarak işlev görüyor.Buna göre bu perspektiften bakıldığında, Pixar’ın 2001 yapımı Monsters, Inc. (Sevimli Canavarlar) filmi,çocuksu bir neşenin ötesinde, kapitalist üretim biçiminin, küreselleşmenin ve özneleşme süreçlerinin en mahrem kodlarını barındıran bir alegori olarak incelenmeyi hak eden özellikler barındırıyor. Bu yazıda, bir animasyonun renkli piksellerinin altındaki o "kurucu katmanı" (siyasi ve ideolojik motifleri) deşifre etmeye çalışırken; somuttan soyuta, fabrikadan küresel pazara ve nihayetinde insan ruhunun derin çelişkilerine uzanan bir rota izleyeceğiz.Bu bağlamda Disney dünyasın...
Yorumlar