Kayıtlar

Oğlumun arkadaşı ile oyuncak kavgası!...

Videoyu eşim çekmiş.Kırmızı oyuncak arabayı kapıp vermek istemeyen,kapı komşumuzun minik oğlu Eren. ”Oyuncağımı aldı” diye kıyameti koparansa,oğlum Berk. Genç bayan, Eren’in annesi Zerrin Hanım, yaşlı bayan ise benim annem…Bizimki ağlıyor,çırpınıyor,kendini yerlere atıyor;ama Eren,bizimkinin inadına daha güçlü bir inatçılıkla karşı koyuyor…Videoyu çeken eşim,doğru bir şey yapmadığını anlatmaya çalışıyor bizimkine,ama dinletemiyor…Daha sonra Eren’in annesi,Eren’e,oyuncağı geri vermesi için dil döküyor,fakat o da başarılı olamıyor… Bu videoyu Oğlum Berk,defalarca,on- onbeş kez ardı ardına izledi. Kandırmayı başaramasam daha da kimbilir kaç kez izleyecekti! Videoda kendini göstererek “Eren onu ağlattı,kırmızı arabayı vermedi” diye mırıldandı sonra.Şaşkınlık vardı,öfke vardı sesinde…Kendisine ait bir şeyi nasıl olup da vermediğini bir türlü anlayamıyordu. Ona acıyordum.Sanki gerçek bir haksızlığa uğramış,sanki ben uğramışım gibi…Ama yapacak bir şey yoktu.Öğrenmek zorunda olduğu bir gerçe...

BENİM İÇİN AĞLAMA!

Fethullah Hoca ağlıyor,ağlatıyor!...Önce Kuranı gösteriyor,sonra çocuk gibi ağlıyor,sonra "Kuran yetim!" diye bağırıyor..Sonra dinleyen cemaat haykırmaya,kendini paralamaya başlıyor."Çığlıklarınıza kurban olayım"diyor..Daha çok haykırma sesleri..Arada Kurandan arapça ayetler,sonra Ressulullah hikayeleri..Nedir bu?Toplu bir deşarj olma ritüeli mi?Samimi bir inanç ifadesi mi?Bir günahtan arınma ayini mi?Kim için ağlıyorlar?..Kendileri için mi,yoksa kendileri gibi olamayanlar,mesela bizler için mi?..Hoca şimdi Abd'de...28 şubat döneminde kendisine karşı palazlandırılmış kampanya olmasa da şimdilik geri dönmeye niyetli görünmüyor.En sson Hanefi Avcı,onun emniyetteki akıllara zarar gücünü bir kıyamet alameti gibi gündeme getirdi biliyorsunuz.Kimilerine göre ömrünü eğitime ve ülkenin kalkınmasına adamış zararsız bir bilge kişi.Kimilerine göre gün gelip cübbe ve sarığı ile iktidar piramidinin tepesine oturup Türkiyenin çağdaş değerlerine elveda diyecek bir karşıdevrim ...

YALNIZLIK,AŞK VE HÜZNÜN BÜYÜK OZANI ATİLLA İLHAN'DAN!...

yalnızlığı denemek Yükleyen hakanipek6 . - Özgün ve yaratıcı web videolarını izle. Atilla İlhan'ı bir de benim sesimden dinleyin... YALNIZLIĞI DENEMEK gecenin ortasında ne işin var yıldızlara dokunma yanarsın bak birazdan ay da batacak karanlık bulaşmasın ellerine tersine döner yolunu bulamazsın içi dışı uzay tozu yansımalar sahi mi yalan mı anlayamazsın bir rüya gemisi iskele sancak dokunup geçiyor hayallerine ağlayasın gelir ağlayamazsın sevmek insanın yüreği kadar küçükse büyüğünü taşıyamazsın yalnızlığı da dene oldu olacak nasıl yankılanır derinden derine iyi midir kötü mü çıkaramazsın insan insanı kendisi tamamlar içinde başka dışında başkasın eksikliğin fazlana elbet bulaşacak öbürü sığacak bunun derisine yoksa sabaha sağ çıkamazsın

Hatırlamanın güzelliği üzerine nazım hikmet'ten unutulmaz bir şiir

ne güzel sey hatırlamak seni Yükleyen hakanipek6 . - Bağımsız web videoları. Nazım Hikmet 'in Münevver için yazdığı çok sevdiğim bu şiirinde daha önce video klip yapmıştım.Şimdi tekrar yaptım.Görüntüleri Yosemite :The Season adlı o şahane şiirsel belgeselden aldım.Bulabilirseniz izlemenizi tavsiye ediyorum.Fon müziği bana aittir;"ben seninim" adlı bestemin müziğidir.Ableton adlı programla bilgisayar başında yaptım.Bestemi seviyorum(hehe he..)Galiba şiirle de uyum sağladı... Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni / Nâzım Hikmet Ne güzel şey hatırlamak seni: ölüm ve zafer haberleri içinden, hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken... Ne güzel şey hatırlamak seni: bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin ve saçlarında vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının... İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti... Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının, güneşli bir rahatlık ve etin daveti: kıpkızıl çizgilerle bölünmüş sıcak koyu bir karanlık... Ne güzel şey hatır...

VE KARŞINIZDA ALLAHSIZ TOSBAĞA!...

Resim
Her yerde illa ki çıkar birisi..Nuh'un gemisine topladığı hayvanların arasından da bu tosbağa çıkmıştı...Öyle yavşak yavşak konuşuyor,olur olmaz sorular soruyor,aklınca Nuh ve taifesi ile dalga geçiyordu.Nuh bu tosbağaya son bir şans vermek istedi.Dedi ki "Ey gafil,doğru yola gel...Buradaki herşey Tanrının mucizesidir,her şeyin mantıklı açıklamasını bekleme..." Ama tosbağanın akıllanmaya niyeti yoktu ."Ben" dedi "keriz değilim.Her şeye saf saf inanmam." Nuh umutsuzca başını sağa sola salladı.Bu tosbağa için yapılacak tek şey kalmıştı.Gemiden aşağı atacaktı puştu...Ama tosbağa böyle bir şeyin olabileceğine hiç ihtimal vermemişti.Sanıyordu ki o alternatifsiz,onun yeri dolmaz.Nuh onu atmaya karar verse bile,dişisi kendisine sırılsıklam aşık olduğu için,Yalvarıp yakarır,Nuh'u vaz geçirir.Fakat Nuh'un yeni bir erkek tosbağa bulmak için zamanı vardı.Dişi tosbağanın da umurunda değildi eşinin gemiden atılacak olması.Kendi istemişti...Tosbağa gemiden ...

METİN ÜSTÜNDAĞ:BİR “MEDDAH-ÇİZER”

Resim
Metin Üstündağ,yılların emektar çizeri.1980’li yıllarda Gırgır dergisinde önce bir amatör,sonra bir profesyonel karikatürcü olarak hatırlıyorum onu.Ta başından beri oldukça sade,işlevsel çizimleri vardı ve bu yapı,yıllar içinde çok az değişti.Fazla zorlama yapılmaksızın elde edilmiş figürler.Hoppa bir Disney animasyonundan değil ,bir kabareden alınmışa benzeyen kadınlar,erkekler…Ancak son derece komikler…Komik olmak için kendilerini zorlamasalar da,çok komikler…Belki de içlerinden geldiği gibi yaşayamadıkları doğalarını içlerinden geldiği gibi dışa vurdukları için.Lemanda başlayıp Penguende devam ettirdiği “Pazar Sevişgenleri” sayfasında,çıplaklık ve erotizmden daha çok, türlü acayip dertleri olan insanları çizdi Metin Üstündağ. Yazının Devamı İçin Tıklayınız

AYAKLARA DİKKAT!...

Resim
Sefere çıkan cengaverlerine söylev veriyor padişah.Onu pür dikkat dinliyorlar.Padişah onlardan, büyük ve ulu bir devletin askerleri gibi davranmaları için söz alıyor.Onlara bir dünya imparatorluğunun askerleri olduğunu hatırlatıyor.O nedenle bu devletin askerleri imiş gibi davranmalarını istiyor,bir yağma ve çapul çetesinin şakileri gibi değil.Onlar bütün içtenlikleri ile haykırarak and içiyorlar haşmetli nasıl emrediyorsa öyle davranmak için er meydanında. Ama ayaklara dikkat!...ayaklar kalkıyor!... Böyle bir karikatürün ait olduğu bir gerçeklik dünyası var mıdır?Padişah sefere çıkan askerlerinden yağma ve talan yapmamaları için söz almış mıdır?Askerler söz vermekle kalmamış,bu şiara sonuna dek bağlı kalmışlar mıdır?Resmi tarih anlayışımıza bakarsanız,bundan şüpheye bile düşmemek gerekir.Bize Osmanlının garp diyarına medeniyet ve insaniyet götürdüğünü,Osmanlı idaresinin gayri müslümlere eşit değilse bile yeterince adil davrandığını telkin ederler.Öyle bir romantizm yaratılır ki geçmi...